(818 S. K. m. 195, 199)
Dava: Taraflar arasındaki "sözleşmenin iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Aydın Asliye 1. Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 28/11/1997 gün ve 1991/914 - 1997/931 sayılı kararın incelenmesi davalı Bakanlık vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 23/3/1998 gün ve 1998/2207-2662 sayılı ilamı ile; (... Davacı, davalı bakanlıktan 13 adet inek satın aldığını İtalya'dan ithal edilen bu ineklerin şap hastalığına yakalandığını ve üç adedinin öldüğünü, kalanların da süt veriminin düşük bulunduğunu ileri sürerek sözleşmenin feshini, ödediğinin ve ineklerin karşılıklı olarak iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, hayvanların gerekli kontrollerden geçirilerek şap hastalığı bulunmadığına dair rapor alındığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı yönünden davanın kabulüne, diğer davalı yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanunun 195 maddesi gereğince hayvan alım satımında satıcı, tahriren kefalet etmedikçe tekeffül addetmiş olunmaz. Aynı Yasanın 199 maddesindeyse kefalet müddeti tahriren tayin edilmemiş ise satılanda keşfedilen ayıptan satıcının mesuliyeti teslim tarihinden itibaren dokuz gün içinde satıcıya ihbar edilmesi ile mümkündür. Olayımızda hayvanlar davacıya 4/1/1990 tarihinde teslim edilmiştir. İneklerden birinin 28/2/1990, diğerinin de 8/7/1990 tarihinde ileri sürülen hastalık dışında başka sebeplerle öldükleri dosya içindeki veteriner hekim tarafından tanzim edilen rapor kapsamından anlaşılmaktadır. Dava, 15/10/1991 tarihinde açılmıştır. Davalı Bakanlığın tekeffülüne ilişkin özel bir anlaşmanın varlığı da iddia ve ispat edilmiş değildir. Özellikle ikinci ve üçüncü bilirkişi raporlarında bakanlığın sorumlu tutulamayacağı da belirtilmiştir. Hukuki durum ve bilirkişi raporları gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken usule, yasaya ve dosya içeriğine aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Bakanlık vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA 22.09.1999 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy