(743 S. K. m. 2, 3) (818 S. K. m. 65)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Karşıyaka Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 22.10.1998 tarih ve 98/304-788 sayılı kararın incelenmesi, taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 22.4.1999 tarih ve 1999/9900-3219 sayılı ilamı ile; (... Davacı, gösterişli yöntemlerin uygulandığı toplantılarda ikna edilip kandırılarak, Titan-matematiksel kazanç sistemine 11.1.1998 tarihli sözleşmeleri imzalayarak girip, sistem yöneticisi olan davalıya 2450 DM ödediğini, sözleşmenin hukuka, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olup, güdülen gayenin kişilerin kandırılarak haksız ve aşırı kazanç sağlamak olup, bu nedenle sözleşmenin batıl olduğunu bildirip, davalıya ödediği 2450 DM'nin karşılığı 323.400.000 liranın faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 39.600.000 liranın tahsiline karar verilmiş, hüküm her iki tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı, ne kadar çok kişiyi kandırıp sisteme dahil edersen o kadar çok para kazanırsın esasına dayalı olan, Titan-matematiksel kazanç sistemine yanıltılıp, kandırılarak imzaladığı 18.1.1998 tarihli sözleşme ile girdiğini, sözleşmede öngörülen gayenin gerçekleşmesinin mümkün olmadığı gibi sözleşmenin ahlaka, adaba ve kamu düzenine aykırı olup, geçersiz olduğundan, sistem yöneticisi olan davalıya ödediği paranın tahsilini istemiştir. Titan-matematiksel kazanç sistemi, güttüğü gaye itibarıyla ahlaka ve adaba aykırı, kanunun suç sayıp yasaklandığı faaliyetlerden olup, kumar mahiyetindedir. Ancak davacıda başkalarını yanıltıp, sisteme dahil ederek kazanç sağlamak gayesi ile sözleşme imzalayıp sisteme girmiştir. Bu durumda davacı da iyi niyetli olmayıp, haksız ve ahlaka aykırı şekilde kazanç sağlamak peşindedir. Sistemin deşifre olup, tıkanması nedeniyle istediği kazancı sağlayamayacağını anladığında bu davayı açmıştır.
Kanun kötü niyeti hameye etmediği gibi, BK 65. maddesi hükmüne göre haksz veya ahlaka aykırı bir maksat istihsali için verilen şeyin istirdadı da mümkün değildir. Davanın bu nedenle reddi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Taraf vekilleri.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: 1- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak vve kanıtlara, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 22.4.1999 tarih ve 1999/9900-3219 sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özellikle davacının sözleşme niteliğinde bulunan 11.8.1998 tarihli "kabul başvurusu" formuna serbest iradesi ile imzalayıp sisteme katılmasına, böylece az yukarıda daire bozma kararında belirtilen sistemin yöneticisi ve iştirakçisi konumuna girmiş bulunmasına göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
2- Davacı vekilinin temyiz isteğine gelince; yukarıda 1 nolu bentte açıklanan bozma nedenlerine göre davacı vekilinin temyiz isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: 1- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında ve yukarıda 1 nolu bentte gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
2- Davacı vekilinin temyiz isteğinin bozma nedenine göre REDDİNE, istek halinde temyiz peşin harçlarının iadesine, 17.11.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy