(818 S. K. m. 65)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Karşıyaka Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18/11/1998 gün ve 98/280-928 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 22/4/1999 gün ve 1999/1299-3218 sayılı ilamı ile; (... Davacı, gösterişli yöntemlerin uygulandığı toplantılarda ikna edilip kandırılarak, Titan-matematiksel kazanç sistemine 18/1/1998 tarihli sözleşmeleri imzalayarak girip, sistem yöneticisi olan davalıya 2450 DM. ödediğini, sözleşmenin hukuka, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olup, güdülen gayenin kişilerin kandırılarak haksız ve aşırı kazanç sağlamak olup, bu nedenle sözleşmenin batıl olduğunu bildirip, davalıya ödediği 2450 DM. nin karşılığı 323.400.000 liranın faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, ne kadar çok kişiyi kandırıp sisteme dahil edersen o kadar çok para kazanırsın esasına dayalı olan, Titan-matematiksel kazanç sistemine yanıltılıp, kandırılarak imzaladığı 18/1/1998 tarihli sözleşme ile girdiğini, sözleşmede öngörülen gayenin gerçekleşmesinin mümkün olmadığı gibi sözleşmenin ahlaka, adaba ve kamu düzenine aykırı olup, geçersiz olduğundan, sistem yöneticisi olan davalıya ödediği paranın tahsilini istemiştir. Titan matematiksel kazanç sistemi, güttüğü gaye itibariyle ahlaka ve adaba aykırı, kanunsuz sayıp yasakladığı faaliyetlerden olup, kumar mahiyetindedir. Ancak davacıda başkalarını yanıltıp, sisteme dahil ederek kazanç sağlamak gayesi ile sözleşme imzalayıp sisteme girmiştir. Bu durumda davacı da iyi niyetli olmayıp, haksız ve ahlaka aykırı şekilde kazanç sağlamak peşindedir. Sistemin deşifre olup, tıkanması nedeniyle istediği kazancı sağlayamayacağını anladığında bu davayı açmıştır.
Kanun kötü niyeti himaye etmediği gibi, B.K. 65. maddesi hükmüne göre haksız veya ahlaka aykırı bir maksat istihsali için verilen şeyin istirdadı da mümkün değildir. Davanın bu nedenle reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesindeki ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 22/4/1999 gün ve 1999/1299-3218 sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özellikle davacının sözleşme niteliğinde bulunan 11/8/1998 tarihli "kabul başvurusu" formuna serbest iradesi ile imzalayıp sisteme katılmasına, böylece az yukarıda Daire bozma kararında belirtilen sistemin yöneticisi ve iştirakçisi konumuna girmiş bulunmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 17.11.1999 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy