(1086 S. K. m. 186) (818 S. K. m. 213) (743 S. K. m. 642)
Dava: Taraflar arasındaki "ferağa icbar" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 15.10.1997 gün ve 1993/304 E. 1997/742 K- sayılı kararın incelenmesi davacılar-karşı davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 9.7.1998 gün ve 1997/9228 E. -1998/5673 K. sayılı ilamı;
(... Satış vaadi sözleşmesinde; 11.11.1991 tarihinde noterlikçe tasdik edilmiş bağımsız bölüm listesine atıf yapılarak bu listenin 4. sırasında kayıtlı 38/1200 arsa paylı 1. bodrum kattaki 99 metrekare civarındaki dairenin satışı vaad edilmiştir. Her ne kadar, bu liste düzenlendikten sonra daha değişik bir mimari proje onaylattırılarak inşaata başlanmış ve davacıya mimari proje onayından sonra satış vaadinde bulunulmuş ise de satışa konu daire sözleşmede mimari projeye göre değil daha önce noterde tasdik ettirilmiş bağımsız bölüm (kat irtifakı) listesine atıf yapılarak tarif edilmiştir.
Keşif sonu bilirkişi S.Ç. tarafından düzenlenen 24.2.1997 tarihli bilirkişi raporunda; söz konusu kat irtifakı listesi ve ekli plan örneğine göre satış vaadine konu dairenin krokide sarı renkli kalemle boyalı olarak gösterilen ve fiilen mevcut binada 3 ve 4 numaralarını almış olan yer olduğu bildirilmiştir. Şu hali ile satış vaadine konu daire belirlenebilir nitelikte olup keşif ve bilirkişi raporu ile de belirlenmiş durumdadır.
Bu durumda davacıdan sözü edilen satış vaadine konu yeri isteyip istemediği sorulmalı, istediği takdirde bu yerlere, tekabül etmek üzere tapudan kime pay satıldığını belirlemek, şayet davanın açılmasından sonra tapudan pay iktisabı söz konusu ise HUMK'nun 186. maddesi uyarınca işlem yapılmak gerekirken taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesinin ifa kabiliyeti bulunmadığından bahisle cebri tescil isteğinin reddi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozlarak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar-karşı davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA 17.11.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy