(6831 S. K. m. 2/B, 1) (2924 S. K. m. 11/3) (3402 S. K. m. 22/2)
Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mersin Kadastro Mahkemesince davanın görev yönünden reddine dair verilen 6/10/1998 gün ve 1997/81- 1998/3634 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 11/3/1999 gün ve 1999/991 E.- 792 K. sayılı ilamıyla; (... Kadastro sırasında 3637 parsel sayılı 4290 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 1979 yılında yapılan Orman kadastrosuna bazı şahısların itirazları üzerine kesinleşmeyen ve kadastro çalışmaları sırasında esas alınan Orman sınırına göre Orman olarak tapulama harici bırakılan yerde kaldığı, 1988/1990 yıllarında 2/B maddesi uyarınca yapılan çalışmalar sonucu Orman sınırları dışında bırakıldığı ve irsen intikal, satın alma yolu ile geçen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile Eyyüp Yılmaz'ın tasarrufunda bulunduğunun belirlenmesi nedeniyle adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, nizalı taşınmazın Ormandan açma ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğuna, özel mülkiyete konu olamayacağına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda dava konusu 3637 parsele ait kadastro tutanağının iptaline, bu taşınmaza yönelik Hazine tarafından açılan davaya bakmakta mahkemenin görevsizliğine, dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine, talep halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Mersin Asliye Hukuk Mahkemesine tevdiine karar verilmiş; hüküm, davalı Eyyüp Yılmaz vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan işlemin ikinci kadastro olarak kabulü ile tutanağın iptaline karar verilmiş ise de, Mahkemenin kabulü dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede Orman Kadastrosu ve buna bağlı olarak tespitten önce 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B. maddesi uyarınca uygulama yapıldığı anlaşılmaktadır. 2924 sayılı Orman Kanunu'nun değişik 11/3. maddesi gereğince, Orman dışına çıkarılan yerlerin öncelikle kadastrosunun yapılması gereklidir. Bu kadastronun ikinci kadastro olarak nitelendirilmesi doğru değildir. Öte yandan, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2. maddesi uyarınca tespit dışı bırakılan kamu kurum ve kuruluşlarına ait yerlerin de kadastrosunun yapılması mümkündür. Bu şekilde yapılan kadastro da ikinci kadastro olarak nitelendirilemez. Hal böyle olunca, işin esasına girilerek taşınmazın öncesinin Orman veya Orman toprağı olup olmadığı, 1981 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında hangi nedenle tespit dışı kaldığı araştırılarak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDENLER: 1- Davacı Hazine vekili
2- Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
1- Yerel mahkemece kadastro tutanağının iptaline, davanın görev yönünden reddine dair önceki karar davacı hazine vekili tarafından temyiz edilmediğinden davacı yönünden hüküm kesinleşmiş olup, direnme kararını temyize hakkı bulunmamaktadır. O halde davacının temyiz dilekçesi reddedilmemelidir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince
Dava, genel kadastro tespitine itirazdır.
Mahkemece yapılan işlemin ikinci kadastro olduğu gerekçesiyle, kadastro tutanağının iptaline, davanın görev yönünden reddine dair verdiği karar, Özel Daire tarafından yukarıda belirtilen ilam ile bozulmuştur.
Yerel Mahkeme olayda Orman Kanununun 2/B Maddesi gereğince orman sınırları dışarısına çıkarma işlemi değil, Orman Kadastrosuna yapılan itirazın kabulü ile dava konusu taşınmazın Orman Kanunun 1. maddesi uyarınca orman sınırları dışında bırakılması söz konusu olduğunu, bu nedenle daha önce tapulama harici bırakılan yerle ilgili tekrar kadastro yapılamayacağını, ikinci kadastro tespitinin iptali gerektiğini belirterek direnme kararı vermiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: 1- Hakkında hüküm kesinleşmiş bulunan davacı hazine vekilinin direnme kararını temyize hakkı bulunmadığından temyiz isteminin REDDİNE,
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 08.12.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy