(1086 S. K. m. 259)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Uşak Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18/3/1998 gün ve 1998/177 E-72 K. Sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 22/6/1998 gün ve 1998/2582-2533 sayılı ilamı ile; ( ... Kadastro sırasında 115 ada 141, 174 parsel sayılı 134.69 ve 43.97 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, vergi kaydı ve umumun istifadesine ayrılan Kamu malı mera olduğu nedeniyle mera olarak sınırlandırılmıştır. Davcı vekili, yasal süresi içinde miras yolu ile gelen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parsellerin davacı G. Savran adına tesciline karar verilmiş; hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Nizalı taşınmazların güneyinde 185 parsel numaralı Devlet Ormanı bulunmaktadır. Davalı taşınmazların Devlet Ormanı ile ilgisi bulunup bulunmadığı yöntemine uygun şekilde araştırılmamıştır. Tespit tutanağında imzası bulunan bilirkişiler davalı parsellerin evveliyatının mera olduğunu bildirdikleri halde tanık sıfatıyla arazi başında tekrar dinlenmeleri gerektiği düşünülmemiştir: Keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık ifadeleri arasında çelişki olduğu halde, bu çelişki giderilmemiştir. Fen memuru kuzeydeki komşu parsellere uygulanan 11.6.1934 tarih 61 numaralı tapu kaydının nizalı taşınmazlar yönünü mera okuduğunu bildirmiştir. Bu kayıt getirtilmemiş ve yerine uygulanmamıştır. Kaydın nizalı taşınmazlar yönünü mera okuması halinde kayda ters düşen bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilemeyeceği dikkate alınmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün bozulmasına...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yineden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü.
Karar: Kadastro tespiti sırasında 115 ada, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 141142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 156, 157, 158,159 ,60 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 174, 175, 176 ve 177 sayılı parseller geçmişte bir bütün olup 2039 tahrir nolu vergi kaydı kapsamında kaldıkları, bu taşınmazların kuzeyinde yer alan 6, 181, 182, ve 183 nolu parsellere uygulanan 934 tarih 61 sıra nolu tapu kaydı ile 937 tahrir yıllık 2037 ve 2038 tahrir numaralı vergi kayıtlarının güney hududunu mera okuduğu, belirtilen parsellerin aslında kamu orta malı niteliğinde mera olup 50 yıl kadar önce köylüler arasında yapılan taksimde davaya konu parselin davacı tarafa isabet ettiği ve halen onun tarafından kullanıldığı belirtilmek suretiyle mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacı, davaya konu taşınmazın kamu orta malı niteliğinde mera olmadığı, 2039 tahrir numaralı vergi kaydının davaya konu parselle birlikte, diğer parselleri de kapsadığı irsen intikal eden bu yer üzerindeki zilyetliğin 50 yılı aşkın süreye ulaştığı nedenine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece mahallinde yapılan keşif sırasında bilgisine başvurulan yansız yerel bilirkişi, taşınmazın öncesinin mera olmadığını 2039 tahrir nolu vergi kaydının çekişmeli taşınmazı kapsadığını, 2037, 2038 tahrir nolu komşu parsel vergi kayıtlarının davalı parsel yönünü şahıs olarak okuduğunu, davacının taşınmazın üzerindeki tasarrufunun tespitten geriye doğru 20 yılı aşkın süreye ulaştığını bildirmiştir. Duruşmada dinlenen tanıklar kullanım hususunda yerel bilirkişiyi doğrulamakla beraber arazinin niteliği hususunda birbiriyle çelişen beyanlarda bulunmuşlardır. Mahkemece taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davaya konu parselin tutanağının edinme sebebi sütununda yazıldığı ve mahkemece mahallinde yapılan keşifte de belirlendiği üzere davaya konu parsel 115 nolu ada içerisinde yer alan ve yukarıda numaraları yazılı bulunan parsellerle bir bütün iken ifrazen oluşmuştur. Bu parsellere aynı vergi kaydı uygulanmıştır. Vergi kaydının kapsamının ve arazinin niteliğinin doğru olarak saptanması için bu parsellerle ilgili davaların birleştirilerek yürütülmesi gerekir. Mahkemece bu hususun gözardı edilmesi doğru değildir. Ayrıca, taşınmazın tutanağında 6, 181, 182 ve 183 sayılı parsellere uygulanan 934 tarih 61 sayılı tapu kaydının davalı parsel yönünü mera okuduğu belirtildiği halde söz konusu tapu kaydının ihdasından itibaren tüm tedavülleri ile getirtilip, mahalline uygulanarak gerçekte kuzeydeki parselleri kapsayıp kapsamadığının ve davalı parsel yönünü mera okuyup okumadığının saptanmaması da isabetli değildir. Bundan ayrı olarak Hukuk usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 259. maddesi gereğince gayrimenkule ilişkin uyuşmazlıklarda şahitlerin arazi başında dinlenmesi gerekirken mahkemece duruşmada dinlenilmesi, tespite aykırı sonuca varıldığı halde tespit bilirkişilerinin tanık sıfatı ile dinlenilmemesi, arazinin niteliği hususunda çelişkili beyanlarda bulunan yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki aykırılığın yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesine çalışılmaması da usule aykırıdır. Yine 115 adada yer alan davaya konu parsel ve geçmişte onunla bir bütün olduğu ifade olunan taşınmazlar birlikte düşünüldüğünde arazi bölümü güneyde 185 parsel sayılı Devlet ormanına bitişik bulunmaktadır. Mahkemece taşınmazın ormandan elde edilip edilmediğinin araştırılmamış olması da eksikliktir. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için geçmişti davaya konu parselle bir bütün olup bilahare ayrılan ve 115 adada yer alan parsellerle ilgili dava dosyaları birleştirilmeli, kuzeydeki 6, 181, 182 ve 183 sayılı parsellere uyduğu ifade olunan 934 tarih 61 sayılı tapu kaydı ve tedavülleri ile, bölge ile ilgili 1/25000 ölçekli memleket haritası, hava fotoğrafları, varsa orman tahdit haritası ve mazbataları ile tüm komşu parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan bölgeler getirtilip, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köyde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ile aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler huzuru ile keşif icra olunmalıdır. Taşınmazların başında icra olunacak keşif sırasında tespite esas olan 2039 tahrir numaralı vergi kaydı, varsa orman tahdit haritası ve mazbataları, 1/25000 ölçekli memleket haritası ve hava fotoğrafları uygulanıp vergi kaydının kapsamı, taşınmazların uygulanan haritalardaki konumları belirlenmeli, 934 tarih 61 nolu tapu kaydı okunup bu kaydın kuzeydeki parsellere ait olup olmadığı, bu parsellere ait değil ise nereye ait olabileceği saptanmalı, uzman orman mühendisinden taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığını belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazların başında dinlenecek yansız yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, köy boşluğu veya kamu orta malı mera niteliği taşıyıp taşımadığı, kayıtlardaki ahali kariye ifadesinin yörede ne anlamda kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını taşınmazların orman tahdit haritası, 1/25000 ölçekli memleket haritasındaki konumunu gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince, BOZULMASINA, 17.03.1999 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy