(743 S. K. m. 4, 134, 143, 144, 152)
Dava: Taraflar arasındaki "boşanma maddi ve manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce boşanma davasının kabulüne, tazminat davasının reddine dair verilen 29.12.1997 tarih ve 1997/683 E., 19971109 K. sayılı kararın incelenmesi, davalı karşılık davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 27.4.1998 tarih ve 1998-3787 E., 1998/4945 K. sayılı ilamı ile; (... 1- Kesinleşen boşanma konusunda yeniden hüküm kurulması doğru değilse de bu yön, sonuca etkili olmadığından, bozma nedeni yapılmamış yanılgıya işaret edinilmekle yetinilmiştir.
2- Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalının aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
3- İştirak nafakası velayet hakkı kendisine verilmeyen tarafın çocuğun bakımına katkısı için verilir. Oysa yoksulluk nafakası boşanma yüzünden yoksulluğa düşen ve kusuru daha az olan eşe verilir. Bu nedenle mahiyetleri farklıdır. O halde davalıya yoksulluk nafakası hükmedilecek yerde iştirak nafakasına hükmolunması bozma nedenidir.
4- Boşanma davası açan ve davası reddedilen davacı daha sonra Medeni Kanun'un 134/4. maddesi uyarınca boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurludur.
Medeni Kanun'un 143/1. maddesi mevcut ve hatta muntazar (beklenen) bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kabahatsiz karı veya kocanın, kabahati olan taraftan maddi tazminat isteyebileceğini, 152. maddesi de evin seçimi, karı ve çocukların uygun biçimde geçindirilmesinin kocaya ait olduğunu öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda kadının hiçbir kusurunun olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu kadın, en az eşinin desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hakkaniyet ilkesi (MK mad. 4) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı karşılıklı davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesindeki ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 27.4.1998 tarih ve 1998/3787-4945 sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özellikle 1991/685E., 1992/269 K. sayılı ilk davadaki delillere göre değerlendirme yapıldığında davalı kocanın müstakil ev açma ve gösterme yükümlülüğünü yerine getirmediği belirlendiğine, bu durumda kusurlu kabul edilmesi gerektiğine göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı-karşılık davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 29.09.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy