(743 S. K. m. 517)
Dava: Taraflar arasındaki verasetin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 24.9.1998 gün ve 1998/278-954 sayılı kararın incelenmesi davacı hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.2.1999 gün ve 1998/13574 E.-1999/1258 K. sayılı ilamı ile; (...1- Miras ölümle açılır. Muris T. 1927'de çocuklarından S.1944 de, Y. ise 1957 de ölmüşlerdir. Bu kişilerin ölümleri anında Türk tabiiyetinde olmadığı kayıtlar ile sabittir. 7 sefer 1284 günlü Tebayı Ecnebiyenin Emlake Mutasarrıf Olmaları Hakkındaki Kanunun 1. maddesi uyarınca yabancı uyruklularında bu kişinin mensup olduğu devletin protokole iştirak etmesi şartıyla, şehir içi ve dışında taşınmaz edinebileceklerini hükme bağlamış; ancak hükümetten izin almadan tabiiyetlerini değiştirdikleri için Osmanlı vatandaşlığından ıskat edilenlerin bu haktan yararlanamayacakları da belirterek istisna yaratmıştır.
Daha sonra 1.5.1923 tarihli ahali mübadelesine ilişkin sözleşme, 10.6.1930 tarihli Ankara Sözleşmesi, 22.12.1934 de 2644 sayılı Tapu Kanunun kabul edilmiş, taşınmazlar bakımından bir kısım kısıtlamalar getirilmiştir.
Bu durum karsısında T.nın çocukları S. ile Y.'nun doğumlarından ölümlerine kadar, tabiiyetleri varsa değişiklikleri ve zamanının belirlenmesi ve hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir.
2- Diğer muris İ. ise 1987 de ölmüştür. Davalılardan N. oğlu H. murisin ölümden önce Türk vatandaşlığını kaybetmiştir. Bu kişi ve diğer mirasçı olduğu iddia edilen H. oğlu S. dosya arasındaki vekaletnamenin dayanağı hüviyet belgesine göre Yunanistan vatandaşıdırlar. Bu kişilerin İrini'nin taşınmazları miras yolu ile iktisap etmelerine imkan bulunmamaktadır. Açıklanan hususun göz önünde tutulmaması da usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.11.1999 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy