(743 S. K. m. 134)
Dava: Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama onunda; İzmir Asliye 10. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 13.7.1998 gün ve 1995/1185, 1998/862 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 8.2.1999 gün ve 1999/725-768 sayılı ilamı ile; (....Medeni Kanunun 134/son maddesi; boşanma sebeplerinden herhangi birisiyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç yıl geçmesi halinde her ne sebeple olursa olsun müşterek hayat yeniden kurulmamışsa, eşlerden birinin talebi üzerine hakimin boşanmaya karar verebileceğini hükme bağlamıştır. Toplanan delillerden önceki davanın reddedildiği ve 6.11.1995'te açıldığı geçen üç yıllık süre içersinde eşlerin evlilik birliğini yeniden kurmak için bir araya gelmedikleri anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında tarafların boşanmamalarına karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 8.12.1999 gün ve 1999/725-768 sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özellikle Medeni Kanunun 134/son maddesi, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç yıl geçmesi halinde her ne sebeple olursa olsun müşterek hayat yeniden kurulmamışsa hakimin boşanmaya karar verebileceğini hükme bağlamıştır. Koca tarafından açılan boşanma davası redle sonuçlanmış ve 6.11.1992'de kesinleşmiştir. Aradan üç yıl geçtikten sonra 6.11.1995'te bu dava açılmıştır. Toplanan delillerden, geçen zaman içersinde tarafların birbirleri aleyhine; şuyuun izalesi, alacak, ecrimisil, nafaka, şahsi ilişki tesisi ve çocuk teslimine muhalefet gibi davalar açtıkları ve bunlardan çocuk teslimine muhalefet ile ecrimisil davasının, bu boşanma davasından sonra da bir süre devam ettiği anlaşılmaktadır. Dinlenen davacı tanıkları ile davalının tanıklarından Fatma, reddedilen davadan sonra eşlerin hiç bir araya gelmediklerini ifade etmişlerdir. 26.2.1998 tarihli oturumda dinlenen davalının kardeşi Ayşe, her ne kadar iki sene önce eşlerin 4-5 ay birlikte olduklarını belirtmiş ise de boşanma, ecrimisil ve çocuk teslimine dair davalar devam ederken davadan sonra eşlerin barışıp bir araya gelmeleri, hayatın olağan akışına aykırı olur. Gerçekleşen bu durum karşısında, gerek reddedilen boşanma davasından sonra, gerekse boşanma davası açıldıktan sonra eşlerin bir araya gelmediği anlaşılmaktadır. Boşanmaya karar verilebilmesi için Medeni Kanunun 134/son maddesinin aradığı şartlarda gerçekleşmiştir. O nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan ve özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 03.11.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy