(6831 S. K. m. 11)
Dava: Taraflar arasındaki orman tahdidine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samsun Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 23.9.1997 gün ve 1996/65 E-1997/35 K. sayılı kararın incelenmesi dahili davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 1.4.1998 gün ve 1998/1727-3486 sayılı ilamı ile; (...Dava, Orman tahdidine itiraz davası olup, çekişmeli taşınmaz orman sınırlandırılması sırasında orman sınırları dışında bırakılmış olup, bu sınırlandırmaya karşı Orman Bakanlığınca, Orman Genel Müdürlüğü hasım gösterilmek suretiyle dava açılmıştır. Orman Bakanlığı tarafından açılacak tahdide itiraz davalarında hasım, taşınmaz malikidir. Orman Genel Müdürlüğü malik olmadığından, kendisine husumet yöneltilemez. Gerçek malike karşı dava açılmayan hallerde, ıslah yolu ile dahi olsa taraf değişikliği yapılamaz. Bu nedenle, kayıt maliklerinin dahili dava yolu ile davalı kapsamına alınması olanaksızdır. Davanın husumet yönünden reddine karar vermek gerekirken, işin esasının incelenmesi usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Çekişmeli 1191 parsel sayılı taşınmaz, genel kadastro tespitleri sırasında Hazine adına tespit olunmuş, gerçek kişi Celal Bağ'ın itirazı üzerine tapu kaydı hükmen bu kişi adına oluşmuştur. Yörede daha sonra yapılan orman kadastro çalışmalarında bu taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmış, Orman Bakanlığı yalnızca Orman Genel Müdürlüğünü hasım göstermek suretiyle temyize konu eldeki davayı açmış, yargılamanın devamı sırasında kayıt maliki, davalı sıfatı ile davaya dahil edilmiştir.
Kural olarak, davacı sıfatı (aktif husumet ehliyeti) hakkın malikine, davalı sıfatı (pasif husumet ehliyeti) ise, o hakka uymakla yükümlü olan kişiye aittir. Gayrimenkul mülkiyetine ilişkin davalarda davalı sıfatı, taşınmaz malikine (tapu sicilinde malik olarak gözüken kişiye) aittir.
Bir davada, davacı ve davalı sıfatlarının kimlere ait olacağı, dava ile elde edilmek istenen sonuca göre belirlenmek gerekir. Ormanların mülkiyeti Hazineye, intifa hakkı ise Orman Genel Müdürlüğüne aittir. Özel mülkiyete konu olan bir taşınmazın, öncesinin niteliği nedeniyle tekrar orman olarak kamu malı niteliğini kazanması, Orman Genel Müdürlüğünün yararına oluşan olgudur. Buna yönelik olarak açılan davada, taşınmazın orman niteliğini kazanması, Orman Genel Müdürlüğünü hak sahibi yapacak, aksine, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını ise, sona erdirecektir.
İlk orman sınırlandırılmasında, Orman Kadastro Komisyonu tarafından, orman sayılmayarak, doğrudan doğruya tahdit sınırları dışında bırakılan taşınmazlara yönelik olarak açılan tahdide itiraz davalarında davalı sıfatı (pasif husumet ehliyeti) taşınmaz malikine düşer. 6831 Sayılı Orman Kanununun 3302 ve 3373 Sayılı Kanunlarla değişik 11'inci maddesinin 1 inci fıkrası ile, ilk orman sınırlandırılmasına ve bu kanunun 2 inci madde uygulamasına karşı Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı (Orman Bakanlığı) ile hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin görevli mahkemede itiraz edebilecekleri hükme bağlanmıştır. Yine aynı Kanunun 11 inci maddesinin 3'üncü fıkrasında ise, gerçek ve tüzel kişiler tarafından açılacak ilk sınırlamaya itiraz davalarında husumetin Orman Genel Müdürlüğüne, 2'inci madde uygulamasına karşı açılacak davalarda ise husumetin Orman Genel Müdürlüğü ile birlikte Tarım, Orman ve Köyişleri Bakanlığına (Orman Bakanlığına) yöneltileceği açıklanmıştır. Orman tahdit sınırları dışında bırakılan taşınmazlar için hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin tahdide itiraz davası açmakta hukuki yararları olamayacağına göre, bu fıkra gereğince tahdide itiraz davası açabilmeleri için, taşınmazların orman sınırları içine alınması veya orman sınırları içine alınıp 2'inci madde uygulaması ile dışarı çıkarılması, veyahut ta kesinleşmiş tahdit sınırları içinde iken menfaatlerini haleldar edecek biçimde orman sınırları dışına çıkarılmış olması gerekmektedir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, tahdit sınırları dışında bırakılan bir taşınmaza yönelik olarak açılan tahdide itiraz davasında davalı sıfatı taşınmaz malikine ait olup, husumetin ona yöneltilmesi gerekir. Orman Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilemez. Davada husumet yönünden çatışan menfaatler kuralı altında Orman Genel Müdürlüğünün, taşınmaz maliki ile zorunlu dava arkadaşlığından da söz edilemez. O nedenle dava dilekçesinde husumetin yaygınlaştırılmasına yol açan bir usulle dava taşınmaz mal malikine teşmil olunarak yürütülmesi kabul edilemez. Bir davada ıslah yolu ile de olsa taraf değişikliği yapılamaz. Esasen yargılama hukukunda böyle bir yola üstünlük tanıyan bir hükmün bulunmadığı gibi Yargı İçtihatlarıyla da kabul edilmemiştir. Bu bağlamda hemen belirtelim ki yanlış hasıma yöneltilerek açılan dava hak düşürücü süreyi de kesmeyeceği çok açıktır.
Az yukarıda açıklanan nedenler altında Yerel Mahkemece, Özel Dairenin kararına uyulması gerekirken direnilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Dahili Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 28.04.1999 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy