(3116 S. K. m. 13) (6831 S. K. m. 2, 11)
Taraflar arasındaki tapudaki şerhin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Beykoz Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 14.4.1997 gün ve 1997/26-134 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 10.2.1998 gün ve 1998/532-1222 sayılı ilamı ile; ... Davacı, ... köyü 7 pafta 138 parsel numaralı tapu kaydının maliki olduğunu, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nün Genelgesi uyarınca tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince kısmen orman içinde kalmıştır. şerhinin verilmesi suretiyle tasarruf hakkının kısıtlandığını ileri sürerek, hiç bir haklı ve hukuki nedene dayanmayan şerhin iptali istemiyle dava açmıştır. Davalı Orman Yönetimi taşınmazın 45 ve 46 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren kesinleşmiş tahdit hattına göre orman sınırları içinde kalıp 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına konu olmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, hiç bir uygulama yapmaksızın (çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman tahdidinin 1941 yılında yapılıp kesinleştiği, arazi kadastrosunun daha sonra 1950 yıllarında yapıldığı, arazi kadastrosu yapılırken önceden kesinleşen orman tahdit haritalarının yasa gereği uygulanması gerektiğinden ve davacının tapusu kesinleştiğinden taşınmazın orman sınırları dışında kaldığının kabulünün zorunlu olduğu, tapu malikinin açtığı dava ile taşınmazın orman sınırları içinde kalan kesiminin tefriki ile Hazine adına tesciline karar vermenin mümkün olmadığı, tapu malikinin böyle bir dava açmaya zorlanamayacağı, dayanağı olmayan şerhin nihayete kadar kalarak malikin tasarrufunu engelleyeceği, esasen taşınmazın daha önce kesinleşen orman tahdidi içinde kalıyorsa kadastro tesbitinin ikinci kadastro niteliğinde olup geçersiz olacağı, Orman Yönetimi ve Hazinenin taşınmaz kime intikal ederse etsin tapu iptali davası açabilecekleri, Medeni Kanunun 931. maddesi uyarınca alıcının her iki kadastroyu da bilmesi gerekeceğinden iyi niyetli sayılmayacağı, bu nedenle şerhin hukuki bir sonuç doğurmasının mümkün olmayacağı, davacı tapusunun iptal edilmediği sürece geçerli olduğu, yargı kararı olmadan taşınmazın orman sınırlaması içinde kaldığının kabulünün mümkün olmadığı, tapu malikine kendi tapusunu iptal ettirme yükümlülüğünün yüklenemeyeceği, taşınmazın ne kadarının orman sınırları içinde kaldığını dahi belirtmeyen bir şerhin Orman Yönetimi veya Hazine tarafından dava açılmadığı sürece sicilde kalmasının Medeni Kanunun 618. maddesine aykırı olduğu gerekçeleriyle, davanın kabulüne karar vermiş). Hüküm davalılar Orman Yönetimi, Hazine ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel Mahkemece, hiç bir araştırma ve uygulama yapılmaksızın, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman tahdidinin arazi kadastrosundan önce yapıldığı, arazi kadastrosu yapılırken yasa gereği kesinleşmiş orman tahdit haritalarının uygulanacağı, davacının tapusu kesinleştiğinden taşınmazın orman sınırları dışında kaldığının kabulünün zorunlu olduğu gerekçesine de dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece, yörede 1939 yılında yapılan orman tahdidine, 1985 ve 1987 yıllarında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ait ve ayrı ayrı olmak üzere; işe başlama, uygulama, işi bitirme, kesinleştirme, sonuçların askı ilanı tutanakları ve orman tahdit haritaları, arazi kadastro paftası ilgili yerlerden getirtilerek dosya arasına konulduktan sonra, serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman ve bir harita mühendisi aracılığıyla yapılacak keşifte değinilen belgeler yöntemince zemine uygulanmalı; dava konusu taşınmazın 1939 yılından yapılıp kesinleşen orman tahdit haritasına, 1985 ve 1987 yıllarında yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ait haritaya göre konumu belirlenmeli, uzman bilirkişilere, dava konusu taşınmazın anılan haritalara göre konumunu gösteren irtibatlı ve ölçekli kroki düzenlettirilmeli, çekişmeli taşınmazın tamamen veya kısmen kesinleşmiş orman sınırları içinde kalıp kalmadığı, kısmen orman sınırları içinde kalması halinde; orman sınırları içindeki ve dışındaki kesimlerin miktarları ve çapları belirlenmeli, yeterli ve açıklayıcı rapor alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan biçimde yapılacak uygulama sonucunda: tamamen veya kısmen kesinleşmiş orman sınırları dışında kaldığının saptanması halinde (kısmen orman sınırları dışında ise bu kesimin miktarı ve çapı belirlenerek bu kesim yönünden); kesinleşmiş orman sınırları dışında kalan taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine orman içinde kalmıştır şerhi verilemeyeceğinden dava bu nedenle kabul edilmeli, şerhin iptaline karar verilmelidir. Dava konusu taşınmazın tamamen veya kısmen kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığının saptanması halinde (kısmen orman sınırları içinde ise bu kesimin miktarı ve çapı belirlenerek bu kesim yönünden); kesinleşmiş orman tahdidine göre Devlet Ormanı olan taşınmazın, tahdidinin yapılıp kesinleştiği tarihte yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasanın 13. maddesine ve halen yürürlükte bulunan 6831 Sayılı Yasanın 11/4. maddesine göre tapu dairelerince Hazine adına tescil olunacağı yasal zorunluluktur. Orman tahdidi kesinleşen ve Devlet Ormanı olarak Hazine adına tapuya tescili zorunlu olan taşınmazın, daha sonra yapılan arazi kadastrosunca gerçek kişi lehine tapuya bağlanmasının hukuken geçerliliği yoktur. Tapunun hukuki geçerliliği bulunmadığından, esasen Devlet Ormanı olan taşınmaza orman içinde kalmıştır şerhi verilemeyeceğinden bu nedenle, şerhin iptaline karar verilmelidir... gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz eden: Davalılar vekilleri.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 12.05.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davalı idare davacının dayandığı tapu siciline ve mülkiyet hakkına muaraza çıkarmaktadır. MK. 7. maddesi uyarınca resmi sicilden aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. Böyle olunca davalı idarelerin savunmadan davada ön mesele oluşturur. Davalılara davacıya ait tapunun iptali için dava açması yönünde uygun mehil verilmeli, dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek incelenmeli veya sonucu beklenmelidir. İdarede Tapu iptal davası açmadığı takdirde, şerhin kanuni dayanağı olmadığından, başka bir araştırmaya gidilmeden dava kabul edilmelidir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy