(506 S. K. m. 85) (743 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali-yaşlılık aylığı bağlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Manisa iş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 22.2.1999 gün ve 1997/568-1999/9 sayılı kararın incelenmesi davalı kurum vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 8.4.1999 gün ve 1999/1939-2257 sayılı ilamı ile; (...Davacının; 10.9.1977 ila 31.12.1984 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı, 1.6.1993 ila 31.12.1996 tarihleri arasında ise 506 sayılı Yasanın 85. maddesi anlamında isteğe bağlı sigortalı bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacının isteğe bağlı sigortalı sayılmasına yönelik 1.5.1993 günlü dilekçenin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, 506 sayılı Yasanın 85. maddesine göre, bir kimsenin isteğe bağlı sigortalı sayılması için diğer koşulların yanında müracaat tarihinden önce 506 sayılı Kanununa göre tescil edilmiş olması da gerekmektedir. Somut olayda, davacı 2829 sayılı Yasadan yararlanmak ve Sosyal Sigortalar Kurumundan daha fazla yaşlılık aylığı, bağlanmasını sağlamak için ve özellikle 506 sayılı Kanuna tescil edilmediğini bildiği halde, isim ve soyadı benzerliğinden yararlanarak bir başkasının sigorta sicil nosunu kullanarak kurumu yanıltmak suretiyle isteğe bağlı sigortalı olduğu, dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacının iyi niyetli olmadığı giderek Medeni Kanunun 2. maddesinden yararlanmasına yasaca ve hukukça olanak olmadığı açıktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 22.09.1999 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy