(818 S. K. m. 47, 49)
Dava: Taraflar arasında "manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çaybaşı Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.10.1998 tarih ve 1998/43 E., 71 K. sayılı kararın incelenmesi, davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2.3.1999 tarih ve 1999/1409-1280 sayılı ilamı ile;
(... 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının temyiz itirazlarının reddine,
2- Davalının temyizine gelince;
Dava, iş kazası sonucu meslekte % 36 oranında kazanma gücünü yitiren işçinin duymuş olduğu acı ve üzüntünün karşılığı bulunan manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacının Ünye (Asliye Hukuk) İş Mahkemesi'nde 1995/278 Esas sayılı dosya ile 40.000.000 TL manevi tazminat davası açtığı, davanın takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiği ve kesinleştiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık manevi tazminatın bölünüp bölünmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması, kalanının saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibarıyla manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle manevi tazminatın bölünmezliği nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yenden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: 1- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle davanın açılmamış addine ilişkin ilk davanın dava dilekçesinde davacı manevi tazminat yönünden uğradığı elem ve ızdırabının parasal karşılığını 40 milyon TL'si olarak sınırlandırılıp belirtmek suretiyle iradesini açıklamış bulunmasına, bu irade beyanı ile kayıtlanan manevi değere ilişkin idare beyanının davacıyı bağlayacağına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
2- Yerel mahkeme, 13.10.1998 tarihli ilk kararında 100.000.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden yasal faizi ile tahsiline karar vermişken, direnme kararında manevi tazminatın olay tarihinden en yüksek reeskont faizi ile tahsiline karar vererek yeni bir hüküm oluşturmuştur. O nedenle faize ilişkin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın özel dairesine gönderilmesi gerekir.
Sonuç: 1- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde peşin harcının iade,
2- İkinci bentte gösterilen nedenlerle, faize yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 21. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine,
13.10.1999 tarihinde, ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy