(1086 S. K. m. 213)
Dava: Taraflar arasındaki "tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 16.10.1995 tarih ve 1995/88-K.95/744 sayılı kararın incelenmesi, davalı İ. K. vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 18.11.1996 tarih ve E.96/8396-K.96/11385 sayılı ilamı ile; (... Davalı İ.K. vekili tarafından verilen 18.6.1993 tarihli delil dilekçesinde tanık isimleri bildirilmiştir. Mahkemece 21.6.1993 tarihli oturumda adı geçen tanıkların dinlenmesi için masrafı davalı tarafından yatırılmak üzere süre verilmiştir. Takip eden oturumda ise davalı vekili duruşmaya gelmemiş ve tanıklar için de herhangi bir işlem yapılması yoluna gidilmemiştir.
Şu duruma göre mahkemenin 21.6.1993 tarihli oturumda tanıkların dinlenmesine ilişkin olarak verdiği ara kararının kesin olmadığı ve sonuçlarının da yazılmadığı görülmüştür. Bu durumda davalının adı geçen tanıkların dinlenmesinden vazgeçtiği veya ara kararını yerine getirmediğinden söz edilemez.
Mahkemece yapılacak iş; davalı yan duruşmaya gelmediğine göre adına çıkarılacak davetiye de tanıklardan da söz edilmek suretiyle bu konuda kesin süre verilmesi buna uyulmadığı takdirde davanın mevcut delillere göre çözülmesi gerekirken, davalı tanıkları dinlenmeden ve böylece davalının savunma hakkı kısıtlanarak karar verilmiş olması usûl ve yasaya aykırı olup, karar bu nedenle bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı İ. K.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, 33 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki evin davacı tarafından yapıldığı iddiası ile mülkiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Yerel mahkemenin davanın kabulüne dair kurduğu hüküm Özel Daire'ce "... 21.6.1993 tarihli oturumda tanık dinlenmesine ilişkin ara kararı kesin olmadığı gibi sonuçlarının da yazılmadığı görülmüştür. Bu durumda davalının tanıklarının dinlenmesinden vazgeçtiği veya ara kararını, yerine getirmediğinden söz edilemez. Mahkemece davalı yan duruşmaya gelmediğine göre adına davetiye çıkartılarak davetiyede tanıklarından da söz edilmek suretiyle, bu konuda kesin süre verilmesi, buna uyulmadığı takdirde davanın mevcut delillere göre çözülmesi gerekeceğine..." işaretle bozulmuştur.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı kanunla değişik 213/II ve III. maddesi, "... Tahkikat sırasında taraflara çıkartılacak çağrı kâğıtlarında, tarafların belli edilen günde mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, tahkikata yokluklarında devam edileceği bildirilir.
Geçerli bir özürü olmadan gelmeyen taraf yokluğunda cereyan eden işlemlere itiraz edemez" hükmünü getirmiştir.
Davaya gelmeyen kişi için bozma kararında vurgulandığı üzere tanıklarını dinletme yönünden kesin süre verildiği meşruhatını taşıyan davetiye çıkarılması şeklinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nda bir düzenleme yoktur. Dahası, davacı yana da böyle bir davetiye çıkartılması yüklenemez. Davalı bir özür de bildirmemiştir. Öyleyse dosyada mevcut delillere göre hüküm kurulmalıdır.
O nedenle, yerel mahkemenin "masrafı yatırılmayan davalı tanıklarının re'sen çağırılamayacağına ve davacı tarafa da davalıya davetiye çıkartma yükümlülüğünün yüklenemeyeceğine" ilişkin direnmesi yerindedir. Ne var ki, işin esası ile ilgili kurulan mahkeme hükmüne yönelik temyiz itirazları dairesince incelenmiş değildir. O halde, dosya işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Dairesi'ne gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin direnmesi yerinde ise de, dosyanın işin esası ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesi için 4. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 15.12.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy