(818 S. K. m. 49) (743 S. K. m. 24)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Karşıyaka 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 2.10.1997 tarih ve 1997/70 E., 635 K. sayılı kararın incelenmesi, davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 8.6.1998 tarih ve 1998/1477-4476 sayılı ilamı ile; (... Dava haksız şikâyet sonucu kişilik haklarına verilen zarar nedeniyle manevi tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece davalının yasal şikâyet hakkını kullandığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
Davalı, kendisine imzasız bir mektupla hakaret edildiğini ve bu mektubun davacı tarafından yazılmış olduğunu ileri sürerek şikâyette bulunmuştur. Açılan ceza davası yargılanması sonunda mektuptaki yazıların davacının eli ürünü olmadığı anlaşıldığından beraat kararı verilmiştir.
Bir kişinin herhangi bir eylemden dolayı şikâyet edilmesi, hakkında soruşturma yapılıp, kamu davası açılması, yargılanması onun kişisel değerlerinde olan obur ve saygınlığının zarar göreceği tartışmasızdır. Halbuki, tüm kişilerin kişilik hakları Borçlar Kanunu'nun 49 ve Medeni Kanun'un 24. maddeleri ile güvence altına alınmıştır. Diğer taraftan, kişinin şikâyet etme hak aram özgürlüğü de Anayasa'nın güvencesi altına alınmıştır. İşte Anayasa'nın güvencesi altında bulunan hak arama özgürlüğü ile kişilik hakları karşı karşıya geldiğinde her somut olaya göre birine üstünlük tanımak gerekir. Diğer bir anlatımla davacıya ait kişilik hakkı ile davalının hak arama özgürlüğü çatıştığı durumlarda, şikâyet hakkının kötüye kullanılıp kullanılmadığı yönü üzerinde durulmalıdır. Bu yön saptanırken de, şikâyete konu olan eylemin varlığına ilişkin, dolaylı ve zayıf da olsa emare olup olmadığının tespiti gerekir. Bu emarelerin mahkûmiyeti gerektirecek güçte ve nitelikte olması gerekmez ise de, şikâyet yapılırken bu olgular aşılmamış olmalıdır.
Dava konusu somut olayda, davalı kendisine gönderilen imzasız ve fakat bir erkek ağzı ile yazılmış, çok adi küfürlerle dolu olan mektubu, kendi kız arkadaşının annesi olan davalı tarafından yazılmış olduğunu bildirerek şikâyetçi olmuştur. Oysa ki, mektup içeriği okunduğunda bir kadın tarafından yazılmış olabileceğini gösterir, hiçbir ifade yoktur. Önceki yıl kampta yaşadığı belirtilen bazı olaylardan söz edilmektedir. Bunlara rağmen davalının annesi ile aynı okulda öğretmen olan davacıdan şüphelenilip onun yazmış olabileceğinin düşünülmesini haklı gösterir hiçbir makûl neden yoktur. Davacının daha önce de görevli olduğu bir okulda benzer bir imzasız mektup olayı yaşandığı belirtilmişse de bu konuda davacının iddiası dışında hiçbir bilgi ve delil de bulunmamaktadır. Bu durumda davalının davacıyı şikâyet ederken ortada haklı hiçbir neden ve emare mevcut değildir. Bu nedenle şikâyet hakkı haksız ve hukuka aykırı bir biçimde kullanılarak, davalının kişilik haklarına zarar verilmiştir.
Bu nedenle mahkemece davacı lehine uygun bir miktar manevi tazminat verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddedilmiş olması usûl ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usûl ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 14.04.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy