(818 S. K. m. 49) (743 S. K. m. 24)
Dava: Taraflar arasındaki "manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 12.5.1998 gün ve 97/791 E. -98/316 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 30.11.1998 gün ve 98/6274 E.-9643 K. sayılı ilamı: (... Davacı, davalının yaptığı bir konuşmada "... seçilmiş bir genel başkan, bir partinin genel başkanı onbaşı olma şerefsizliğini göstermedi..." biçimindeki sözleri ile askerliğini onbaşı olarak yapmakta olan bir kimse olarak kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu belirterek, manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece istem kabul edilmiş, karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu edilen sözleri, bir partinin genel başkanı olan davalının siyasi amaçla yapılan parti açık hava toplantısındaki konuşmasında, zamanın hükümetinin oluşumunu eleştirirken kullandığı anlaşılmaktadır. Anılan konuşmanın davaya konu edilen bölümünün ana teması, hükümetin oluşumunda demokratik kurullara uyulmadığı, emirle hükümetin kurulduğu, açıklaması yapıldıktan sonra, konuşmanın bir yerinde "... ama hiçbir zaman seçilmiş bir genel başkan, bir partinin genel başkanı onbaşı olma şerefsizliğini göstermedi, göstermedi..." biçiminde bir cümle kullanılmıştır Konuşmanın giriş kısmı ile davaya konu edilen bölüm ve sonrası birlikte değerlendirildiğinde, saldırı teşkil ettiği iddia edilen "...onbaşı olma şerefsizliğini göstermedi" sözcük dizisinin davacıyı hedef almadığı, askerliğin en alt kademesindeki rütbeyi taşıyan kişinin dahi bu denli emirle hareket etmediği düşüncesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki gerek konuşmanın tamamı ve gerekse ilgili bölümü itibarıyla saldırının var olduğunu gerektirecek bir değerlendirme yapılması da konuşmanın ilgi bölümü ve tümü ile bağlantı teşkil etmemektedir. Uyuşmazlığın çözümünde konuşmanın tamamının birlikte değerlendirilmesi zorunludur.
Kişilik hakları, kişinin yaşamı, sağlığı, vücut ve ruh bütünlüğü ile toplum içindeki yerini koruyan haklar olarak kabul ettiğimizde, bunların fiziki, duygusal ve sosyal kişilik değerleri içerdikleri anlaşılmaktadır.
Açıklanan şu durum ve olgulara göre, davaya konu olan ve davalı tarafından kullanılan sözlerin ve yapılan değerlendirmenin davacıyı veya sahibi olduğu rütbeyi hedef almadığı, böylece kişilik haklarına yapılmış bulunan bir saldırıdan da söz edilemeyeceği sonucuna varmak gerekir. Bu nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekirken, kabul edilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü.
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulu'nca benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 30.06.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy