(743 S. K. m. 24) (818 S. K. m. 43, 44, 47)
Dava: Taraflar arasındaki "manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 16.6.1998 gün ve 1998/101-254 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 21.12.1998 gün ve 1998/17717-10483 sayılı ilamı ile; (....Davacılar, davalıların oğlunun kusurlu davranışı ile üç çocukları ile damatlarını trafik kazasında kaybettiklerini bildirerek manevi tazminat istemişlerdir. Mahkemece olayın hatır taşıması sırasında meydana gelmiş bulunması ve aynı kazada davalıların oğlu olan sürücünün de hayıtını kaybetmiş olması gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Yakın akraba olan tarafların çocuklarının aynı araçta seyahat ettikleri sırada meydana gelen trafik kazasında hepsinin hayatlarını kaybettikleri, davalıların oğlunun olayda 1/8 oranında kusurlu olduğu bellidir. Mahkemenin davanın reddi için gerekçe yaptığı hatır taşıması ve aynı kazada davalıların oğlunun da ölmüş bulunması gibi durumlar isteğin tamamının reddini gerektirmeyip tazminatın belirlenmesinde göz önünde bulundurulacak unsurlardır. Bu nedenle uygun bir tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesindeki ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 21.12.1998 gün ve 1998/17717-10483 sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özellikle somut olayın özelliklerine göre BK. 43. maddesinin doğrudan uygulanma koşullarının bulunduğunun ve BK 44. maddesinde açıklanan şartların oluşmadığının anlaşılmış olmasına göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 27.10.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy