(743 S. K. m. 658, 659)
Dava: Taraflar arasındaki "şuf'a" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Fatih 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 25.3.1998 gün ve 1995/429 E- 1998/214 K. sayılı kararın incelenmesi davacı, katılanlar ve tereke temsilcisi vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14.9.1998 gün ve 1998/6762-6922 sayılı ilamı;
(... Dava, şuf'alı payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı, katılanlar ve tereke temsilcisi vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı H vekili davacının miras bırakanı S'ın paydaş olduğu 52 parsel sayılı taşınmazdan davalı A'ın 1.6.1995 tarihinde satın aldığı 1/2 payın şuf'a nedeniyle iptali ile adına tescilini talep etmiş, yargılama S tereke temsilcisi sıfatıyla B demir tarafından yürütülmüştür. Dava konusu pay 1.6.1995 tarihinde davalıya satılmış ve dava satıştan itibaren bir aylık süre içerisinde açılmıştır. Taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık şufa'lı payın gerçek satış bedelinin ne kadar olduğu noktasında toplanmaktadır. Dava satışı izleyen bir ay içerisinde açıldığından, satıştan çok uzun süre sonra açılan davalarda ileri sürülüp tartışılmakta bulunan davaya kadar geçen süre içerisinde enflasyon gibi objektif nedenlerle değer artışlarının nazara alınması gerektiği yolundaki görüşlerin olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu itibarla tapudaki miktarı kapsar şekilde şuf'a bedelinin depo edildiği de nazara alınıp o miktarla hakkın tanınmasına karar vermek gerekirken fazla bedelin yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Karar: Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı, katılanlar ve tereke temsilcisi vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA 12.05.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy