(743 S. K. m. 658, 659)
Taraflar arasındaki şufa davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Karşıyaka 2. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 30.12.1998 gün ve 1998/192 E - 1632 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 16.3.1999 gün ve 1999/2466 - 2402 sayılı ilamı;
( ... Dava şufalı payın iptali ile adına tesciline ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının şufalı payına ilişkin olduğu taşınmazda 11.1.1996 tarihinde pay satın aldığını kendisinin bu işlemi 4.2.1998 tarihinde başka bir iş nedeniyle tapuya gittiğinde öğrendiğini bildirerek, 5.2.1998 tarihinde bu davayı açmış, davalı ise satın alma işleminin davacı tarafından bilindiği halde hak düşürücü süre geçirildikten sonra davanın açıldığını savunmuştur.
Davacının paydaş bulunduğu 16 parsel numaralı taşınmazda davalının 11.1.1996 tarihinde ve davacı A. Silin'in de bu parselin bitişiğindeki 17 numaralı parselden 27.2.1996 tarihinde pay satın aldıkları celbedilen tapu kayıt örneklerinden anlaşılmaktadır. Davalının sürenin geçtiği konusundaki savunması ile ilgili olarak gösterdiği tanıklardan O. Geyik ifadesinde davalının pay satın aldıktan sonra burada ev yapmaya başladığını daha sonra davacı Ahmet'inde bu yere bitişik 17 parsel numaralı yerden aldığı kısım üzerinde ev yaptığını ve arsa ile ilgili olarak 1997 yılında birbirleri ile kavga ettiklerini ifade etmiş diğer tanıklar öğrenme konusunda açık bir beyanda bulunmamışlardır. Davalı satın almadan hemen sonra ev yapmaya başlamış olmasına göre yakın komşu olan ve inşaatın yapıldığını gören davacının bu yerin davalıya satıldığını bilmediğini kabul etmek hayatın olağan akışına uygun düşmez. Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının öğrenmeye nazaran bu davayı hak düşürücü süre içinde açmadığı kanaatine varıldığından davanın süre yönünden reddi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy