(743 S. K. m. 2, 658, 659)
Taraflar arasındaki şufa davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Uşak Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 22.10.1998 gün ve 1998/562 - 1125 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 26.4.1999 gün ve 1999/3606 - 3679 sayılı ilamı;
(... Davacı vekili dava konusu 53 parsel sayılı taşınmazda davalı Hüseyin Işıkın taşınmazın 1/2 payını satın aldığını, şufa hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı taşınmazın paydaşlar arasında eylemli olarak taksim edildiğini davanın reddini savunmuştur. Dava konusu taşınmazın 1/2 payı davacının miras bırakanı Ahmet B. adına kayıtlı olup, davalı 15.4.1996 tarihinde diğer 1/2 payı satın almıştır. Mahkemece mahallinde yapılan keşifte dinlenen davacı tanıkları dava konusu taşınmazın üzerindeki evi davacının dedesi Şerif B.in yaptığını daha sonra bu evi oğulları davacının babası Ahmet ile Ahmetin kardeşi satıcı Mehmet B. arasında taksim ettiğini, 1977 yılından Ahmetin ölüm tarihi olan 1986 yılına kadar ayrı ayrı evler halinde getirilmiş bölümlerin Ahmet ve Mehmet tarafından müstakil olarak kullandığını Ahmetin ölümü üzerine de Ahmet tarafından kullanılan evin davacı oğlu Kenan tarafından kullanıla geldiğini ve Kenan tarafından satıcı Mehmetin diğer bölümü kullanmasına ses çıkarılmadığını ifade etmişler, davalı tanıkları dahi bu hususu doğrulamışlardır. Bilirkişi tarafından keşif sonucu tanzim edilen 22.5.1997 günlü krokide de taşınmazın durumu açıkça belirlenmiş krokide (A) ile gösterilen bölümün davacı Kenan tarafından (B) ile gösterilen diğer bölümün davalı tarafından kullanıldığı işaret edilmiştir. Böylece şufalı payın ilişkin bulunduğu taşınmazın paydaşlar arasında rızai olarak taksim edildiği ve uzun zamandan beri taksim biçimine uygun şekilde kullanıldığı bu durumda bu kullanma şekline ses çıkarmayan belli ve muayyen bir yeri kullanan tarafın davalıya satışı yapılan yine belli ve muayyen bir pay için şufa hakkını kullanması Medeni Kanunun 2. maddesinde sözü geçen iyi niyet kuralıyla bağdaşamayacağından davanın reddine karar vermek gerekirken kabul edilmiş olmasının hatalı bulunduğu bu defaki incelemeden anlaşılmakla davalı vekilinin karar düzeltme isteği yerinde görülmüştür...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy