(3402 S. K. m. 14, 46)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Kayseri Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 25/12/1997 gün ve 1996/356 E-1997/262 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 5/5/1998 gün ve 1998/1581-1952 sayılı ilamı ile; (... Kadastro sırasında 7674,7737, 10443, 9543. 10423 parsel sayılı sırasıyla 8937, 4023, 8839, 2273 ve 4001 m2, yüzölçümlerindeki taşınmazlar ayrı tapu kayıtlarına dayanılarak Hazine adına 7532 parsel sayılı 10232 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise vergi kaydına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak A. Bayırcı adına tespit edilmiştir. Davacı A. Bayırcı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tespit edilen parselde dahil olmak üzere tüm parsellere yönelik olarak askı ilan süresi içinde dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, tüm parsellerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların 4753 sayılı Kanuna göre Hazine adına oluşturulan tapu kaydının kapsamında kaldığı, ancak kaydın oluşturulduğu günde davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunun 46/1. ve 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de toplanan deliller yetersizdir. Hazineye ait tapu kaydının dayanağı belirtmelik tutanağında dava konusu taşınmazlar üzerinde zilyetliğin 1949 yılında başladığı, bu tarihte M. Bayırcı isimli kişinin tapuya esas oluşturan toprak tevzi komisyonunun 2126, 7390, 916, 7023, 1629 sayılı parsellerine zilyet olduğu açıklanmıştır. Davacı ile bu kişiler arasındaki miras ya da akit ilişkisi yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulup saptanmamıştır. Belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin ölü ya da sağ olup olmadığı Nüfus Müdürlüğünden sorulmuş, mahkemece belirtmelik bilirkişisi olarak sorulan Y. Altay'ın sağ olduğu belirtilerek Hasan oğlu 11.3.1930 Y. Altay'ın nüfus kaydının gönderildiği görülmüştür. Belirtmelik tutanağında bilirkişi olarak ismi geçen Y.1 Atay ile Nüfus Müdürlüğünce kaydı gönderilen Hasan oğlu 1930 doğumlu Y. Altay'ın aynı kişi olup olmadığı yönü üzerinde durulmamış, durum açıklığa kavuşturulmamıştır. Yerel bilirkişi olarak dinlenen Hasan oğlu Y. Altay ile belirtmelik bilirkişisi olarak sağ olduğu bildirilen Hasan oğlu Y. Altay'ın aynı kişi olup olmadığı yönü de adı geçenden sorulup saptanmamıştır. Davacı tarafın gösterdiği tanıklar ile mahkemece dinlenen yerel bilirkişiler ve tutanak bilirkişilerine belirtmelik tutanağı içeriği okunup zilyetliğin başlangıcı ve taşınmazların niteliği hakkında bilgileri sorulmamış, kendilerinden olaylara dayalı bilgi alınmamı, belirtmelik tutanağında işgalci olarak gösterilen kişiler ile davacı arasındaki miras ya da akit ilişkisi sorulup saptanmamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde yukarıda açıklandı biçimde yeniden araştırma, inceleme ve uygulama yapılmalı, sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Bu nedenlerle Hazinenin temyiz itirazları yerinde olduğu gibi 7532 sayılı parselin tespiti davacı adına yapıldı bu tespite kardı dava açılmadığı böylece 7532 sayılı parselin dava konusu olmadığı halde dava konusu kabul edilerek Hazine aleyhine kesin hüküm oluşacak biçimde tutanak ve eklerinin iadesine karar verilmesi gerekirken davacı adına tesciline karar verilmesi daha isabetsizdir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle mevcut ise belirtmek tutanağında işaret edilen vergi Hukuk Genel Kurulunca yerinde uygulama yapılması gerekmesine göre, Hukuk Genel Kurulunca de benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararın bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince bozulmasına 03.02.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy