(3402 S. K. m. 14, 17, 46/1)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bekilli Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 19/12/1997 gün ve 1997/54-103 sayılı kararın incelenmesi davalı temsilcisi tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 7/7/1998 gün ve 1998/1578-8054 sayılı ilamı ile; ( ... Davacı, 98, 99, 100 ve 102 parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Hazine davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro tutanaklarında dava konusu parsellerin hiç kimsenin zilyetliğinde bulunmadığı ve malikinin bilinmemesi nedeniyle Hazine adına tespit edildiği açıklanmıştır. Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar davacının 20 yıldan fazla süre ile bu yerleri tasarruf ettiğini bildirmişlerdir. Ziraatçı bilirkişi Kemal Uyar tarafından düzenlenen 26.11.1997 günlü raporda dava konusu parsellerin toprak yapısı ve bitki örtüsü aynı mevkideki palamut ağaçlarından oluşan koruluk ve mera ile benzer özellik gösterdiği, taşınmazlar üzerinde tarımsal faaliyette bulunulmadığı taşınmazların kültür arazisi ve arsa niteliğini taşımayan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki mera niteliğinde yerler olduğu açıklanmıştır. Davacının itirazı üzerine yeniden yapılan inceleme sonunda rapor düzenleyen bilirkişi Ömer Serin'in düzenlediği 17/12/1997 günlü raporda dava konusu taşınmazların üzerinde 30-40 yıldan beri toprak işlemesi yapılmadığı ancak tarım arazisi niteliğinde olduğu açıklanmıştır. 26.11.1997 günlü ziraatçı bilirkişi raporu gerekçeli olup çevre taşınmazların durumu kıyaslanmak ve incelenmek suretiyle taşınmazların niteliği belirlenir. Bu rapordaki açıklamalar karşısında taşınmazların ekonomik amaca uygun olarak tasarruf edilmeyen yerler olduğu gerekçeli olarak açıklanmıştır. Bu durumda tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyetliğin kanıtlandığı kabul edilemez. Esasen taşınmazlar nitelikleri itibariyle kazanılacak yerlerden değildir. Tüm bu yönler göz önünde tutularak davanı reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması Yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 03.03.1999 gününde, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy