(743 S. K. m. 922, 933)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Asliye 10. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 17.7.1992 gün ve 1992/548 - 1997/664 sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 26.3.1998 gün ve 1997/7940 - 1998/3245 sayılı ilamı:
(... Davacının irsen intikal eden zilyedliğe dayalı tescil davası kabul edilmiş ise de dosya içeriğine göre bu kabul tarzı yerinde değildir. 20.11.1985 tarihinde yapılan tespitte nizalı taşınmazın 40 - 50 yıldır cebel ve çalılık gibi hiç kimsenin zilyedliğinde bulunmayan yerlerden olduğu, davacının kendisine ait olduğu iddiasında bulunmuşsa da bu yerin en az 20 yıl gibi uzun bir zamandan beri fiili bir tasarrufu bulunmayıp, ekilip biçilmeyen, hiç bir ekonomik amaca tahsis olunmayan ve halende cebel ve çalılık yerlerden olduğu açıklanarak Hazine adına tescil edilmiştir.
Uzman ziraatçı bilirkişi Avni D. 1.2.1995 günlü raporunda; nizalı taşınmazın toprak yapısının sathi (yüzeysel) olduğunu meyilin çok fazla olduğunu ve erozyonu önlemek için fasılalı ekimlerin yapılmasının gerektiğini vurgulamıştır. Nizalı taşınmazın batısı tapulama harici bırakılan yer, diğer hudutları ise Maliye Hazinesi adına tespit edilen yerlerdir. Dinlenen davalı tanıkları davacının İzmir'de oturması ve mesleği itibariyle bu yeri kullanmadığını, ekilip biçilen yerlerden bulunmadığını ifade etmişlerdir. Bu sebeple nizalı taşınmazın gerek erozyona maruz kullanılamayacak yerlerden olması ve gerekse davacının arsa niteliğinde olmayan nizalı taşınmaz bir tarım arazisi olarak devam eden kullanma şeklindeki bir tasarrufunun bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabul edilmiş olması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 02.05.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy