(3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.6.1995 gün ve 1993/346 E-1996/339 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 18.10.1996 gün ve 1996/2402-8676 sayılı ilamı ile; (...Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1960'li yıllarda tapulama çalışmaları yapıldığı, nizalı taşınmazın tespit dışı bırakıldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Tapu fen memuru düzenlediği krokili raporunda, taşınmazın tapulama paftasına göre tespit tarihinde orman olması nedeniyle tapulamada tespit dışı bırakıldığını açıklamıştır. Orman tahdit haritası dışında kalan ormanlar, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup emek ve masraf yapılmak suretiyle imar ve ihya edilmedikçe zilyetlikle kazanılamaz. Bu davada imar ve ihya hukuki nedenine dayanılmadığı gibi bilirkişi ve tanıklar da bu yönde bir açıklama yapmamışlardır. Taşınmaz imar ve ihya edilmeksizin zilyetlikle kazanılamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDENLER: Davalı Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü vekilleri
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava kazandırıcı zamanaşımı hukuksal nedenine dayalı tescil isteğine ilişkindir.
Kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil isteminin aynı zamanda imar ve ihya nedeniyle tescil talebi de içerdiği, Hukuk Genel Kurulu'nun kararlılık kazanmış içtihatlarında benimsenmiş bulunmaktadır (12.3.1997 gün 1996/8-813 E, 1997/184 K, 4.6.1997 gün 1997/8-218 E, 484 K., 26.5.1999 gün 1999/8-318 E, 466 K.).
Yerel mahkemenin bu yöne değinen direnme kararı yerinde ise de imar ve ihya koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda yaptığı araştırma ve inceleme hükme yeterli bulunmamaktadır. 3402 sayılı Kadastro Yasasının imar-ihya ile iktisaba imkan veren 17. maddesinde açıkça imar-ihyanın aynı yasanın 14. maddesinde belirtilen şartlarla birleşmesi öngörülmüştür.
Somut olayda uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulması için, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar ihyanın ne zaman başladığı ne şekilde yapıldığı ne zaman tamamlandığı, süresi ve sürdürülüş biçimi sorularak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık anlatımları arasında aykırılık bulunduğu takdirde çelişki giderilmeli, Ziraat bilirkişisinden 3402 sayılı Yasa'nın 17. maddesinde tanımlanan şekilde taşınmazın imar ihya suretiyle elde edilen bir yer olup-olmadığı, toprağın karakteri, bitki örtüsü işleniş tarzı ve kullanım süresi konularını içerecek şekilde teknik verilere dayalı gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın imar ihya sonucu elde edilen bir yer olduğunun belirlenmesi halinde maddenin 2. fıkrasında öngörülen imar planı kapsamında kalıp kalmadığı tespit edilmeli, 3402 sayılı Yasa'nın 17/1 ve son maddesi ile 14. maddesi hükümleri birlikte değerlendirilerek hüküm verilmelidir.
Belirtilen ilkeler doğrultusunda araştırma yapılmaksızın davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır ve bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA istek halinde temyiz peşin harcının Orman idaresine verilmesine, 22.09.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy