(3402 S. K. m. 12/3, 26, 27)
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Van I.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 25.2.1998 gün ve E.97/330 - K.98/42 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2.2.1999 gün ve E.98/8994-K.99/631 sayılı ilamı;
(... Davacı 84 ada, 12 parsele ait sınırlandırmanın iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Hazine davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm Hazine ve Belediye Başkanlığı taraflarından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu parsele ait kadastro beyannamesinde 25.7.1974 tarihinde orta malı mera olarak sınırlandırılmıştır. Sınırlandırmanın hangi tarihte kesinleştiği beyannamede yazılı değildir.
Geri çevirme yazısı üzerine Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünce verilen karşılık yazılarda uyuşmazlık konusu parselin askı ilan tutanaklarına rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Dosya arasında bulunan aynı çalışma alanı içerisindeki 84 ada, 11, 84 ada 44,84 ada 10 parsellere ait kadastro beyannamelerinin arkasında verilen açıklamalarda tesbitlerin 21.7.1975 tarihinde askıya çıkarıldığı 22.9.1975 tarihinde indirildiği, tutanakların 1975 yılında kesinleştiği açıklanmıştır. Aynı çalışma alanı içersinde bulunan bir adaya ait tesbit ve sınırlandırmaların birlikte ilanı esas olduğuna ve dava konusu parsel hakkında da herhangi bir itiraz ileri sürüldüğü belgelerden anlaşılmadığına ve davacı tarafından da iddia edilmediğine göre, aynı ada içersinde kalan diğer parseller gibi uyuşmazlık konusu parsele ait tutanakların belirtilen tarihlerde askıya çıkarıldığı ve 1975 yılında tutanağın kesinleştiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Zorunlu olarak kabul edilen bu tarihten davanın açıldığı 29.7.1997 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 ve aynı Kanunun geçici 4/3. maddesinde belirtilen süreler geçmiş bulunduğuna göre davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile reddine karar verilmesi gerekir iken uyuşmazlığın esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmiş olması yasaya aykırıdır....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, mera olarak sınırlandırılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir.
Yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararı, Özel Dairece; uyuşmazlık konusu 84 ada 12 parsel sayılı taşınmazın askı ilan tutanaklarına rastlanmadığı bildirilmiş olmasına rağmen aynı ada içerisinde kalan parsellerin birlikte ilanı esas olduğunu benimseyerek, diğer parseller gibi uyuşmazlık konusu parsele ait tutanakların da 1975 yılında askıya çıkartıldığı ve aynı yıl kesinleştiği sonucuna varılmış ve davanın açıldığı tarihe kadar hak düşürücü sürelerin geçirilmiş olduğundan davanın reddi gereğine işaretle bozulmuştur.
Her tutanak kesinleşme yönünden bağımsız olarak işleme tabidir. Komşu parsellerin askı ilan tarihleri ile kesinleşme tarihlerinden hareketle dava konusu parselin de aynı tarihlerde askıya çıkartıldığı ve kesinleştiği sonucuna varılamaz.
Dava konusu taşınmazla ilgili tutanağın tüm araştırmalara rağmen kesinleşip, kesinleşmediği tesbit edilemediğine göre tutanağın kesinleşmediğinin kabulü gerekir. Bu durumda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki hak düşürücü süre de söz konusu olamaz. O halde yerel mahkemenin tutanağın kesinleşmediğine ve hak düşürücü sürenin geçmediğine ilişkin direnmesi yerindedir. Ne var ki, tutanağın kesinleşmemesi durumunda davaya bakma görevi Kadastro Mahkemesine aittir.
Bu nedenle olayda Kadastro Mahkemesi görevli olduğuna göre, 3402 sayılı Yasanın 26 ve 27.maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy