(3402 S. K. m. 12/3) (Kadastro Ve Tapu Tahriri Tüzüğü (MÜLGA) m. 47)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kırklareli Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 25.6.1997 gün ve 1996/753- 1997/304 sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 5.5.1998 gün ve 1998/7407-5024 sayılı ilamı ile;
( ...877 ve 7664 parsellere ilişkin hüküm bölümleri Hazine tarafından temyiz edilmiştir. 877 parselin 11.10.1982 tespit tarihine kadar davacı tarafından 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edildiği yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiğine göre bu parsel hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesinde Yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Hazinenin bu parsele ilişen temyiz itirazlarının reddi ile 877 parsele ilişkin hüküm bölümünün ONANMASINA,
7664 parsele ilişkin Hazinenin temyiz itirazlarına gelince: Bu parsele ait kadastro beyannamesi dosya arasında bulunmamakla beraber tapu kaydına göre bu yerin 19.9.1939 tarihinde kadastro yoluyla Hazine adına tespit edildiği açıklanmıştır. Davada kadastrodan önceki sebebe dayanıldığına ve uyuşmazlık konusu parselin kesinleştiği tarihten davanın açıldığı 25.12.1996 tarihine kadar Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık süre geçmiş bulunduğuna göre davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması yasaya aykırıdır. Hazinenin bu parsele karşı ileri sürmüş olduğu temyiz itirazlarının kabulü ile 7664 numaralı parsele ilişkin hüküm bölümünün BOZULMASINA... gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro en sade anlatımla tespit tarihinde, bir taşınmazın geometrik ve hukuksal durumunun saptanması, tescile tabi taşınmazların sicil dışı bırakılmaması olarak tanımlanabilir. Dava konusu taşınmaz, 1939 yılında 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu gereğince bir işleme tabu tutulmuştur. Ne var ki, dosyadaki kadastro beyannamesinin incelenmesinden dava konusu 7664 nolu parselin yüzölçümü yazılmadığı gibi, haritasının bulunmadığı da anlaşılmaktadır.
Açık anlatımla çekişmeli taşınmazın 1939 yılında geometrik durumu belirlenmemiştir. Bu durumda yapılan iş 2613 sayılı Yasanın 35 ve Tapu Tahrir Tüzüğünün 47. maddesinde ifadesini bulan tapu tahriri niteliğindedir. Bu yerle ilgili, amaca uygun ve yasanın öngördüğü koşullar çerçevesinde ilk kadastro işlemi 1989 yılında yapılmıştır. Bu nedenle yerel mahkemenin 1939 yılındaki ilk işlemin tapu tahriri niteliğinde olduğu ve 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediğine ilişkin direnmesi yerindedir. Ne var ki, yerel mahkemece 1989 yılında yapılan kadastro işlemine ilişkin tutanaklar ve evraklar getirtilmediği gibi; 1989 yılındaki kadastro tutanağının askıya çıkıp çıkmadığı ve askı ilan süresinin geçip geçmediği; 1939 yılında Hazine adına yazılan ve tapuda Hazine adına kayıtlı olan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı da Özel Dairece incelenmemiştir. Bu nedenle bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda gösterilen nedenlerle yerel mahkemenin 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediğine ilişkin direnmesi yerinde ise de diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 8. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 13.10.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy