(743 S.K. m.639) (3402 S.K. m.17)
Dava: Taraflar arasındaki "tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 04.12.1997 gün ve 1994/802 E-1997/762 K. sayılı kararın incelenmesi Davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 06.07.1998 gün ve 1998/1838-7857 sayılı ilamı ile; ( ...Daire bozma kararına uyularak yapılacak araştırmadan sonra dava konusu taşınmazın ekilemez arazi olması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı kadastro müdürlüğünce bildirilmiştir. Keşifte yapılan uygulamada dava konusu taşınmaza komşu 846-847-848 ve 849 parsel numaralı taşınmazlara uygulanan vergi ve tapu kayıtları dava konusu taşınmaz yönünü kaya, dağ ve tepe okumaktadır. Bunlardan ayrı keşifte dinlenen yerel bilirkişi; dava konusu taşınmazda davacıların 1965-1970 yılları arasında peyderpey sürmek suretiyle tasarrufta bulunduklarını, ancak burada hayvan yayıldığı için mer'a denildiğini tanıklar da bu yerin öncesini köy merası olarak bildiklerini açık ve kesin bir şekilde ifade etmişlerdir. Bu durumda dava konusu taşınmazın tapulama tespiti sırasında ekilemez arazi olarak tespit dışı bırakıldığı gibi öncesinin de Kamu malı niteliğindeki mer'alardan olduğu toplanan delillerle sabittir. Mer'alar Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki Kamu malı niteliğinde orta mallardan olup özel mülkiyete konu edilemezler. Zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla da iktisapları mümkün değildir. Bu itibarla davanın reddine karar verilmesi gerekirken, değişik düşüncelerle kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava tapusuz taşınmazın M.K.'nun 639/1. maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir. Bu madde hükmüne göre bir yerin tapuya tesciline karar verilebilmesi için yasada belirtilen diğer koşullar yanında taşınmazın kazandırıcı zaman aşımı ve zilyedlik yolu ile edinilecek yerlerden olması gerekir. İnceleme konusu olayda kadastro Müdürlüğü taşınmazın, 1953 yılında "ekilemez arazi" niteliği ile tespit dışı bırakıldığını bildirmiş, özel Yüksek Daire önceki bozma kararlarında özet olarak bu yerin çevresinde 847 mer'a parseli bulunduğunu, mer'adan elde edilen bir yer olup olmadığı gereğine işaret ederek bozma sevk etmiştir. Direnme üzerine kurulda yapılan görüşme ve incelemede tescil konusu taşınmazın 847 mer'a parseli içerisinde kaldığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmiştir. Her ne kadar yapılan keşiflerde dinlenen teknik bilirkişilerin düzenlemiş oldukları kroki ve raporlarda bu yerin 847 mer'a parselinin dışında gösterilmiş ise de dosya arasında bulunan ve tapulama ekibince 1953 yılında düzenlenen paftaya göre tescil konusu taşınmazın mer'a olarak sınırlandırılan bir yer olduğu hiçbir inceleme gerektirmeyecek şekilde belirlenmiştir. Mer'a olan bir yerin yetkili merciilerce niteliği değiştirilmedikçe 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17 ve MK.'nun 639/1. maddesi hükmü uyarınca tapuya tescili mümkün bulunmamaktadır. Kaldı ki, tescil konusu taşınmazın 847 mer'a parseli içerisinde kaldığı belirlendiğine göre, 847 parselin tutanağının kesinleştiği 06.09.1956 tarihinden davanın açıldığı 23.05.1989 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürede geçmiş bulunmaktadır. Hak düşürücü süre olumsuz dava koşulu olup mahkemece doğrudan doğruya göz önünde tutulur. Bu durum karşısında davanın reddine karar verilmelidir. O nedenle Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozma kararına uyulmak gerekir iken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda belirtilen ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HMUK.'nun 429. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 10.11.1999 gününde, ikinci görüşmede bozmada oybirliği sebebinde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy