(1475 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar arasındaki "kötüniyet tazminatı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 10. iş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 30.06.1998 gün ve 1997/1910E-1998/517 K. sayılı kararı incelemesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9 Hukuku dairesi'nin 17.1.1998 gün ve 1998/13146-15343 sayılı ilamı ile; (... Davacı işçi davalıya ait kurumda 10 yalı aşkın bir süreden beri Tarım Orman ve Gıda Teknolojisi işinde çalıştığını, ortada hiçbir sebep yokken sözleşmenin tazaminatları ödenrek feshedildiğini ve aynı gün çevre mühendisliği öğrenimini gören, fakat tücrübesi olmayan yeni bir işçinin işe alındığını buna göre, feshin kötü niyete dayandığını ileri sürmektedir. Mahkemece iddia edilen olgular, dosya içeriğine uygun ir biçimde kötüniyet tazminatına karar verilmiştir.
Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamasına göre, kötü niyetin ispatı, davacı işçiye düşer. Gerçekten davacı uzun bir süreden ber belirtilen işi yaptığı tartışmasız ve fesih tarihi itibariyle yerin bir işçinin alındığı da belli ise da, taraflarca iddia ve savunmayı kanıtlamak için herhangi bir tanık dinletilmiş değildir. Bundan başka davacı eğitim ve öğretim elemanı yetiştiren öğretim kurumlarından mezun olup, bu alanda açılşmamıştır. Bunun gibi anılan yeni elemanın da çalıştırıldığı işlerde ilgili uzmanlığı yoktur. Bu olgu ortada kötü niyetin bulunmadığı kendiliğinden göstermektedir. Bu dosya içeriğine göre, kötü niyetin varlığı, bir başka anlatımla siyasi bir neden, kişisel anlaşmazlıklar şikâyet ve zaarrlandırma amacı gerçekleşmemiş olduğundan yani kanıtlanmamış bulunduğundan kötü niyet tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden : Davalı vekili.
Hukuk Genel Kurulu'ca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 17.11.1998 gün ve 1998/13146-16343 sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özellikle delil ve belgeleredne davacının ispatla yükümlü olduğu öne sürülen davalının kötü niyetinin kanıtlanamamasına; salt başka bir kişinin hizmete alınmasının kötü olmayacağına göre, Hukuk Genel kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki krarda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 09.06.1999 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacının hizmet akdine bağlı olarak çalıştığı 17.7.1963 tarih ve 278 sayılı Yasa ile kurulan idari ve mali özerkliğe sahip, Başbakanlığa bağlı "Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu ( TÜBİTAK )" işyerinde çalışırken Ağustos 1997 de "eleman teminindeki güçlük zammı"na layık görülüp ücreti artırıldıktan sonra meydana gelen hükümet değişikliği sonrasında ve izinli olduğu bir sırada; 1.9.1997 günü itibariyle işten "hizmetine ihtiyaç kalmadığı" gerekçesiyle çıkarılıp aynı gün itibariyle çalıştığı "Tarım Orman ve Gıda Teknolojileri Araştırma Grubuna" uzman yardımcısı olarak Zekiye Elsen Güldoğan'ın işe alındığı uyuşmazlık dışı kalmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalının hizmet akdini fesih hakkını kötüye kullanıp kullanmadığı, noktasından kaynaklanmaktadır.
TÜBİTAK Kuruluş Kanununun 18.8.1993 tarih ve 498 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 6. maddesinde, araştırma gruplarının; beş kişilik yürütme komitesi ve yürütme komitesi sekreteri ile yeterli sayıda destek personelden oluşacağı kuralına, yer verilmiştir.
Davacı 1975 yılında Tarım Bakanlığında göreve başladıktan sonra
Süt Endüstrisi Kurumundan naklen geldiği 6.7.1988 tarihine kadar devamlı tarım ve gıda sektörüyle ilgili kamu görevlerinde çalışmıştır. Son olarak çalıştığı Tarım Orman ve Gıda Teknolojileri Araştırma grubunda ( TOGTAG ) destek personel olarak hizmet vermiş ve temininde güçlük çekilen bir eleman olarak anılan zamma da layık görülmüştür. Buna karşın işverence hizmetine gerek duyulmadığı bildirilerek hizmet akdi feshedilirken, 5.8.1997 tarihinde TÜBİTAK Genel Sekreterinin Başkanlık makamına yazısıyla, Personel Müdürlüğünde boş bulunan bir kadro "uzman yardımcısı" kadrosuna dönüştürülüp, davacının görev yaptığı TOGTAG'na aktarılmış ve Zekiye Elsen Güldoğan'ın bu kadroya 1.9.1997 tarihinde atanması Başkanlıkça aynı gün uygun bulunmuştur.
Türkiye tarafından 9.6.1994 tarih ve 3999 sayılı Kanun ile onaylanan Uluslararası Çalışma Örgütü ( UÇÖ ) tarafından hazırlanan "Hizmet İlişkisine İşveren Tarafından Son Verilmesi Hakkında 158 Sayılı Sözleşme" iç hukukumuzun parçası haline gelmiştir. Anılan sözleşmenin 1. maddesinde "Bu sözleşme hükümlerinin toplu iş sözleşmeleri hakem kararları veya mahkeme kararları ile veya ulusal uygulamaya uygun başka bir yöntemle geçerlik kazanmadığı hallerde, yürürlüğe girmesi ulusal mevzuatla sağlanır" denilmektedir. Bu düzenlemeye göre iş güvencesi sağlayan yasal değişikliklerin İş Kanunlarında yapılmamış olması 158 sayılı Sözleşme hükümlerinin mahkemelerce gözardı edilmesini gerektirmez. Anılan Sözleşmenin 4. maddesinde "işçinin kapasitesine veya işin yürütülmesine veya işyeri gereklerine dayalı geçerli bir son verme nedeni olmadıkça hizmet ilişkisine son verilemez." ve 5. maddedeki siyasi görüş farklığının işe son verme için geçerli bir neden olmadığı kuralı olayımızda uygulanmalıdır. Buna göre davalının davacının hizmet akdini TOGTAG Yürütme Komitesi Sekreterinin 26.8.1997 gün ve 1255 sayılı yazısına dayanarak "hizmetine ihtiyaç kalmadığı" gerekçesi ile feshetmiş bulunması ve yerine aynı gün o alanda eğitim almamış bir bayanı işe alması nedeniyle 1475 sayılı İş Kanununun 13/3. maddesinde öngörülen ve işverenin kötüniyetle işçi çıkarmasını önleyerek dolaylı yoldan iş güvencesi getiren düzenlemesinin yerel mahkemece uygulanarak kötüniyet tazminatına karar verilmesi isabetlidir.
Öte yandan, 158 sayılı Sözleşmenin 5. maddesinde hizmet akdinin 4. maddede yazılı geçerli bir nedenle feshedildiği hususunda ispat yükü işverene yüklenmiş bulunmaktadır. Davacı buna rağmen yazılı delillerle işverenin başka bir kişiyi işe almak için başarılı olarak görev yaparken
kendisini işten çıkarması olgusunu ispatlamış ise de, işveren fesih yazısının gerçeği yansıttığını kanıtlayamamıştır. Ayrıca, eleman teminindeki güçlük zammı verilen işçinin akabinde işten çıkarılması ve bu durumların herkesçe bilinen hükümet değişikliğinin hemen akabinde gerçekleşmesi de işyerinde Kamu görevlilerinin kıskançlık veya politik nedenlerle işten çıkarma yoluna gittiğini ispatlamaktadır. Bu durumda davacının tanık dinletmemiş olmasının kötüniyeti ispatlamadığına gerekçe gösteren Özel Daire kararını benimseyen çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy