(1475 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki "fark kıdem tazminatı ve teşvik primi alacağı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 5 İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 31.12.1997 gün ve 1997/143 - 1767 sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 14.5.1998 gün ve 1998/6354 - 8852 sayılı ilamı;
(... 1 - Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm temyiz itirazlarının reddine,
2 - Davalının temyizince gelince:
Davacı askerlik borçlanması nedeni ile askerlik süresinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmadığını ileri sürerek fark kıdem tazminatı istemiş ve mahkemece istek hüküm altına alınmıştır.
Borçlanılan muvazzaf askerlik hizmetinin kıdem tazminatının hesabında dikkate alınabilmesi için, işçinin Sosyal Sigortalar Kanunu'na göre yaşlılık veya malullük aylığına yada toptan ödemeye hak kazanması ve bu nedenle işten ayrılması gerekir.
Davacı tarafından daha önce kıdemli işçiliği teşvik primi adı altında açılan davada ilgili mahkeme "emeklilik nedeniyle işten ayrılma" olgusunun gerçekleşmediğini ve ayrılmanın tensikat yoluyla meydana gelmiş olduğunu tespit etmiş ve b karar davacı tarafça temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Mahkemede son kararda kesinleşme hususunu tartışmış ve kesin hükmü kabul etmiş olmasına karşılık çelişkiye düşerek bu kere işten ayrılmanın emeklilik nedeni ile olduğunu kabul etmiştir.
İşten ayrılmanın emeklilik nedeni ile olmayıp tensikat nedeni ile olduğuna ilişkin ortada kesin bir yargı kararı bulunmasına karşılık, mahkemenin aksi düşünce ile fark kıdem tazminatını hüküm altına alması hatalı olduğundan kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki karada direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 23.06.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy