(1475 S. K. m. 13, 14, 50)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 5. İş mahkemesince davanın reddine dair verilen 30.12.1998 gün e 1997/879 E- 1998/1426 k. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 3.3.1999 gün ve 1999/3204 - 3964 sayılı ilamı;
(... Davacı davalının yönetimindeki apartmanda kapıcılık yaptığını ileri sürmüş ve hizmet akdinin feshi nedeniyle ihbar, kıdem tazminatıyla birlikte ödenmeyen yıllık izin ücretini istemiştir.
Mahkeme davacı ile, davalı apartman yönetimi arasında hizmet ilişkisi olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Davalı taraf davacıyla aralarında kapıcı dairesiyle ilgili olarak kira sözleşmesi olduğunu, kapıcılık hizmeti görmediğini savunmuştur. Her ne kadar bir kira sözleşmesi mevcut ise de bu sözleşmenin gerçeği yansıtmadığı izlenimini uyandırmaktadır. Gerçekten kira sözleşmesinin başlangıcı 8.9.1993 olarak gösterilmiştir. Ne var ki, davacı, davalı yönetime vermiş olduğu 18.11.1993 tarihli taahhütnamede kira bedelini ödemeye gücü olmadığını kira bedeli karşılığında kapıcılık hizmeti göreviyle taahhüt etmiş bulunmaktadır. Bu iki belge ile davacının kapıcı dairesinde kiracı olarak değil kapıcı olarak kaldığını ve yargılama sırasında dinlenen davacı tanıklarının açıklamalarına göre kapıcılık hizmeti gördüğü belirlenmiştir.
Her ne kadar, Bölge Çalışma Müdürlüğünce yapılan tespite göre davacının burada kiracı olarak kaldığı belirlenmiş ise de dosya kapsamı itibariyle bu tespitin gerçeği yansıtmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu hukuki ve fiili olgular karşısında taraflar arasında bir hizmet ilişkisinin bulunmasına rağmen davanın reddedilmesi isabetsiz olup bozmaya gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlar, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca benimsenen Özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy