(1475 S. K. m. 14, 16)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bornova İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 15.9.1998 gün ve 1996/95-1998/434 sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 24.12.1998 gün ve 1998/17507-19223 sayılı ilamı ile; (...1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin nasıl feshedildiği konusunda dinlenen taraf tanıkları farklı ifadelerde bulunmuşlardır. Gerçekten davacı tanığı davalının işyerinden ayrıldığını davalı tanıkları ise fazla mesai, hafta tatili gibi işçilik haklarının ödenmesini davacının istemesi üzerine, davalının sözleşmeyi bozduğunu söylemişlerdir. Davalı tanıklarının anlatımları açık ve ayrıntılı olduğu gibi dosya içeriğine uygun ve hüküm altına alınan kararla da uyumludur. Gerçekten işçilik haklarının ödenmediği kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Bu delil durumuna göre feshin işveren tarafından haklı bir nedene dayanmadan gerçekleştirildiği kabul edilerek ihbar ve kıdem tazminatları hüküm altına alınmalıdır....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü.
Karar: Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık davacının ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı konularından oluşmaktadır.
Mahkeme davacının istifa suretiyle işten ayrıldığını ve bu nedenle yukarıda belirtilen tazminatları talep edemeyeceğini kabul etmiştir.
Özel Daire bozma kararında; ...Davacı tanıklarının anlatımları açık ve ayrıntılı olduğu gibi dosya içeriğine uygun ve hüküm altına alınan kararla da uyumludur. Gerçekten işçilik haklarının ödenmediği kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Bu delil durumuna göre feshin işveren tarafından haklı bir nedene dayanmadan gerçekleştirildiği kabul edilerek hüküm altına alınmalıdır... denilmektedir.
Gerçekten dosyadaki tanık beyanlarına ve bilgilere göre, davacı asli görevi dışında ek işlerde çalıştırıldığı tüm çalışmalarının yasal günlük çalışma süresinin çok üstünde olduğu, bu çalışmaların hafta ve genel tatil günlerinde de aynı şekilde devam ettiği ve yıllık izinlerinin de kullandırılmadığı anlaşılmıştır. Dahası bu yönler mahkeme kararıyla da belirlenmiştir.
Çalışmalarının karşılığının verilmemesi ve ödenen fazla çalışma ücretlerinin kesilmesi karşısında davacının iş akdini sona erdirmesinin davacı aleyhine sonuç doğurmaması gerekir. Gerçekten İş Yasasının 16. maddesinde işçinin ücretlerinin ödenmemesinin işçiye fesih hakkı vereceği öngörülmektedir. Davacının işi bırakması ücretlerinin eksik ödenmesi ve bir bölümünün kesilmesiyle bağlantılıdır. Bu durum davacıya akdi sona erdirme hakkı verdiğinden mahkemenin kıdem tazminatını hüküm altına almaması isabetli değildir.
Kaldı ki haklı olduğu benimsense dahi akit davacı tarafından sona erdirildiğine göre davacı ihbar tazminatına hak kazanamaz. O nedenle mahkemenin ihbar tazminatı ödenmemesi şeklindeki kabulü yerindedir.
Sonuç: 1- Mahkemenin davacı yararına ihbar tazminatına hükmetmemesi yerinde olduğundan davacının temyiz itirazının reddi ile kararın bu bölümünün ONANMASINA,
2- Kıdem tazminatına yönelik davacının temyiz itirazının kabulü ile, direnme kararının bu bölümünün özel Daire bozma kararında ve yukarıda gerekçe bölümünde gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.06.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy