(1475 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar arasındaki Alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adana 2. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 9.10.1998 gün ve 1998/66-698 sayılı kararın incelenmesi davalı işveren vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 30.12.1998 gün ve 1998/17275-19616 sayılı ilamı ile; (...1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin sözleşmesinin bir başka davada tanıklık yapması nedeniyle yani kötü niyetle fesh edildiği kabul edilerek kötü niyet tazminatı hüküm altına alınmış ise de, dosya içeriğinden böyle bir kötü niyetin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Gerçekten davalı işveren emekliliği gelen işçilerin birlik yönetim kurulu görüşü doğrultusunda iş akitlerini feshetmek için aylarca önceden girişimlerde bulunmuş ve bu işlemlerin tekemmülü üzerine 17.11.1997 tarihinde davacı işçiye fesih bildirimini tebliğ etmek istemiş fakat davacı bundan imtina ederek viziteye çıkmış ve birbirini izleyen müteaddit istirahat raporları almıştır. Bu durumda kötü niyet tazminatının reddine karar verilmelidir.
3- Davacı işçi daha önce yine işyerinde çalışmış olup, o dönem 16.8.1989 yılında ihbar ve kıdem tazminatlarını almak suretiyle sona ermiştir. Dosya içinde bulunan 8.9.1989 tarihli ibranamede kıdem tazminatını aldığını açıklamıştır. Buna rağmen mahkemece iki dönem çalışma birleştirilmek suretiyle kıdem tazminatı hesabı yaptırılıp ödenen miktarın mahsubu yoluna gidilmesi hatalıdır. Gerçekten ikinci dönem çalışması 3 yıl sonra 1.12.1992 yılında başlamıştır ki, bu iki dönemin birleştirilmesi olanağı yoktur. Böyle olunca sadece son dönemin dikkate alınması icap eder.
4- Davacı işçi kendisine fesih bildirimi tebliğ edilmek istendiği halde tebellüğden imtina etmiş olduğu gibi üstelik raporlar da alarak yeni yılın girmesini beklemiştir.
Dürüstlükle kabili telif olmayan bu hareketin ve işlemlerin gelişme seyri dikkate alınınca 17.11.1997 tarihinden sonraki fark ücret ve diğer fark alacaklara hak kazanamaz.
5- İkramiye alacağının yönetmelik, hükümlerine göre 30 gün üzerinden hesaplaması gerektiği halde 35 gün üzerinden hesaplaması doğru değildir.
6- 1997 Yılı Nisan ayında yapılan telafi zammının gerçeklesen fark ücret alacaklarında dikkate alınarak davacının mükerrer olarak zamlardan yararlandırmaması gerekir. Bir başka anlatımla bu zammın mahsubu yoluna gidilmelidir.
7- Feshin 17.11.1997 tarihinde gerçekleştiği ortada bulunduğuna göre son yıla ait izin alacağına davacı isçinin hak kazanmadığı kabul edilmelidir. Ancak tekrar hesaplamalar yapılarak sadece süre itibarıyla gerçeklesen izin alacağına karar verilmelidir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı işveren vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 27.10.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy