(1475 S. K. m. 49, 51)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adana 2. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.12.1998 gün ve 1998/937-1063 sayılı kararın incelenmesi davalı işveren vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 4.5.1999 gün ve 1999/4792-8387 sayılı ilamı ile; (...1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İşyerinde uygulanmakta olan Toplu İş Sözleşmesinin 26/A-b/4 maddesinde yıllık ücretli izin süresinin ihbar sürelerinin mevcut izin süresine eklenerek bulunacak hizmet süresi üzerinden hesaplanması öngörülmüştür. Mahkemece bu madde dikkate alınarak hüküm kurulmuş ise de, çalışılmayan böyle bir sürenin çalışılmış gibi kabul edilmesi 1475 sayılı İş Kanununun 49 ve 51. maddelerindeki ayrıntılı ve sınırlı düzenlemelere aykırılık oluşturur. Bu bakımdan sadece iş Kanununa göre çalışılmış olan ya da çalışılmış gibi sayılan günler göz önünde tutularak izin alacağı hesaplanmak suretiyle hüküm kurulmalıdır.
3- Yargılama aşamasında 1.8.1996 tarihindeki toplu iş sözleşmesi zammının davacı işçiye ödendiği savunulmuş ve ödeme belgesi de ibraz edilmiştir. Bu ödeme belgesi imzalı olup, davacıyı bağladığından bu zammın hüküm altına alınması doğru değildir.
4- Ücretsiz izin ve grevde gecen süreler için ücret farkı hesaplaması yapılması hatalıdır. Zira çalışılmayan bu süreler için ücret söz konusu olamaz.
5- Toplu İş Sözleşmesinin 59/c maddesinde kıdem tazminatının hakkın doğduğu tarihten itibaren 10 gün içinde ödenmesi öngörülmüş olup, bu tür kısa sürelerin toplu iş sözleşmeleriyle kabulü Dairemizin yerleşmiş uygulamaları gereği hükümsüz sayılamaz. Bu itibarla onuncu günü takip eden günden itibaren kıdem tazminatı faizi hüküm altına alınmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı işveren vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının iadesine, 27.10.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy