(743 S. K. m. 453, 454, 502, 503, 505, 506, 507, 512)
Dava: Taraflar arasıdaki "Tapu iptali ve tescil-tenkis" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mustafakemalpaşa Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 13.10.1998 gün ve 1997/5-1998/456 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Birinci Hukuk Dairesinin 22.2.1999 gün ve 1999/1384-1535 sayılı ilamı ile; (...Toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre, davalının öteki temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine,
Ne var ki, bilirkişi davacının saklı payı karşılığını 55.000.000 lira olarak saptadığı halde gerekçe göstermeden davacı lehine 104.380.893 lira tenkise hükmedilmesi doğru değildir. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, satış ve bağış şeklindeki temliki tasarrufların muris muvazaası nedeniyle iptali ve tescili, aksi halde mahfuz hisseye tecavüz edilen miktarın yasal faizi ile birlikte tenkisi isteğine ilişkindir. Uyuşmazlık; tenkis miktarının hesaplanması noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda; murisin tasarrufta bulunduğu iki taşınmazından birisi olan 846 parsel yönünden tapu kaydını iptali ile davacının veraset ilamındaki hissesi oranında adına tescile karar verilmiş, 847 parsel sayılı taşınmaz hakkında ise murisin tasarruf nisabını aşarak bağışta bulunduğu kabul edilerek tenkise karar verilmiştir.
Murisin tasarruf nisabının ve davacının saklı payının hesabında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak bilirkişi raporunda sabit tenkis oranının hesaplanma şekli usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (teberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır.
Tenkis davası bir miras payının tamamlanması davasıdır. Tenkis davası tasarrufa konu malın lehtarın eline geçmiş olması halinde eda istemini de kapsar. Tenkis kararı bu hali ile iki kısımda mütalaa edilmelidir. Birinci kısım muris tasarruflarının mahfuz hisse sınırına indirilmesini emreder ve o tasarrufu değiştirir. İkinci kısım ise lüzumu halinde mahfuz hisseyi tamamlamayı (edayı) emreder. İşte kanunu yorumlarken bu özellikleri dikkate almak haklar dengesi bakımından önem kazanmıştır.
Medeni Kanunun 502. ve müteakip maddelerinde tenkis davası düzenlenmiştir. Hangi tasarrufların tenkis edilebileceği, hangilerinin öncelikle ve hangi sıra ile tenkise tabi tutulacağı belirlenmiştir. Mahfuz hisseye tecavüz olup olmadığının değerlendirilme biçimi bu bölümde açıklanmıştır.
Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; Miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arasın bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile, iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişiler bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir (MK.454). Miras bırakanın Medeni Kanunun 453. maddesinde belirlenen mahfuz hisseye tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanunun 507. maddesinin 1, 2 ve 3 fıkrasında gösterilenler) veya mahfuz hisseyi ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanunun 512. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanunun 503. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 505. maddede yer alan, alınan mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (SABİT TENKİS ORANI) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (MK. 506) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 506. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Terci hakkı doğmadan davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Tercih hakkı doğan davalıdan tercihi sorularak 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiyatlara göre değeri belirlenir ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak NAKTİN ödetilmesine karar verilir.
Mahkemece; sabit tenkis oranının hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporu esas alınarak hesaplanan miktar ise yukarıda açıklanan bu ilkelere uymamaktadır.
Muris Kıymet'in üç mirasçısı vardır. Tasarrufta bulunduğu terekeye dahil taşınmazlardan iptale konu 846 parselin tasarruf anındaki değeri 135.640.000 TL. tenkise konu 847 parselin tasarruf anındaki değeri de 103.001.000 TL. dir. Buna göre ölüm tarihindeki net tereke mevcudu 220.000.000 TL. olup, murisin tasarruf nisabı 1/4 oranına göre 55.000.000 TL. dir. Her mirasçının dolayısıyla davacının saklı payı da 55.000.000 TL. dir. Murisin davalıya bağış yaparak kazandırdığı toplam miktar 103.001.000 TL. dir. Fazla kazandırma miktarı da (103.001.000-55.000.000=) 48.001.000 TL. dir 846 parselle ilgili tasarrufun iptali nedeniyle davacı terekeye dönen bu taşınmazın değeri üzerinden 1/3 oranında olmak üzere (135.640.000/3=) 45.213.333 TL yeniden kazanımda bulunduğuna göre 55.000.000 TL. olan saklı payında bu kazanım çıkarıldığında davacının el atılan saklı payı 9.786.667 TL. olup, sabit tenkis oranı da buna göre belirlenmelidir. Ayrıca, keşif günündeki değerin tercih anı değir olduğu husus da uyuşmazlık konusu değildir. Buna göre, hükmedilmesi gereken tenkis miktarı SABİTTENKİS ORANI= EL ATILAN SAKLI PAY/ FAZLA KAZANDIRMA X TERCİH TARİHİNDEKİ DEĞER Oranıyla hesaplandığında 9.786.667/48.001.000 x 223.984.000=45.666.899 TL olmalıdır.
Bu esaslar gözetilmeden bilirkişi raporunda hatalı olarak belirlenen sabit tenkis oranı esas alınarak 104.380.893 TL tenkis miktarına hükmedilmesi doğru bulunmamıştır. O halde direnme kararı açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 29.03.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy