(1086 S. K. m. 9, 19) (2004 S. K. m. 72)
Taraflar arasındaki menfi tesbit ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 11.2.1999 gün ve 1997/417 E-1999/16 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2.11.1999 gün ve 1999/4062-1999/8650 sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, müvekkilinin torunlarına özel emeklilik geliri bağlanacağı umudu ile davalı sigorta acentesiyle sigorta sözleşmesi yaptığını, davalının müvekkilinden 320.000.000 lira bedeli iki adet bono aldığını, sonradan çocuklara emekli geliri bağlanmasının mümkün olmadığının öğrenildiğini ileri sürerek davalının icra takibine koyduğu bononun haciz tehdidi altında ödendiğini ileri sürerek, reeskont faiziyle birlikte davalıdan istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki ve esas yönlerinden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan belgelere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, (40) yaşından önce özel emeklilik gelir sigortası mümkün olmadığı halde davacının, davalı şirket temsilcilerince hile ve desise kullanılarak kandırıldığı ve hataya düşürüldüğü, davalının davacıdan aldığı ve tahsil ettiği bono bedellerini sigorta şirketine intikal ettirmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile (320.000.000) liranın icradaki ödeme tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı ile davalı acente arasında kurulan sosyal güvence sigorta sözleşmesinin davacı sigortalıya sözlü olarak vaat edilenden farklı ve ağırlaştırılmış hükümler içerdiği iddiasına dayalı olarak prim borcuna karşılık davacı tarafından verilen ve bedeli tahsil edilmiş bulunan bonolardan dolayı borçlu olmadığının tesbiti ve istirdat istemine ilişkindir.
Bu tür sigorta sözleşmesinden dolayı sigorta ilişkisi tarafları arasında çıkan uyuşmazlıklar HUMK. nun yetki kurallarına tabidir. Davalı acente vekili, yasal on günlük süre içerisinde HUMK. nun 9/1 maddesi uyarınca acentenin ikametgah yeri olan Giresun Mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek, yetki ilk itirazında bulunmuştur. Mahkemece HUMK. nun 19. maddesine dayanılarak bu itiraz reddedilmiş ve davanın esasına girilerek hüküm kurulmuştur. Oysa uyuşmazlık konusu sigorta tipi, sosyal güvence sigortasıdır. Anılan maddede sayılan diğer hallerin mevcut olduğu da ispat edilmiş değildir. Öte yandan, sözleşmenin yapıldığı yer de davanın açıldığı, Elmadağ olmayıp, davalı acentenin ikametgahının bulunduğu Giresun'dur. Bu durum karşısında, yerinde olan yetki ilk itirazında belirtildiği gibi HUMK. nun 9 ncu maddesinde düzenlenen genel yetki kuralı uyarınca mahkemenin yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, isabetli olmayan gerekçelerle bu itiraz reddedilip uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu noktada bozulması gerekmiştir.
2- Bozma kapsamına göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı vekili bu davada, davalı sigorta şirketinin acentesinin yanıltma suretiyle düzenlediği poliçeler ile müvekkilinin baştan beri bağlı olmadığını, ancak prim karşılığı olarak verdiği iki adet bonoyu haciz tahdidi altında ödemek zorunda kaldığını iddia ederek, müvekkilinin ödediği meblağın davalıdan geri alınmasını talep etmiştir. Davacının iddiası mevcut bir sigorta akdinin uygulanması veya sonuçlarına ilişkin olmadığı gibi, davalı sigorta şirketinin dosyadaki 11.3.1999 tarihli yazısından da poliçelerin iptal edildiği ve taraflar arasında bir sigorta ilişkisinin kalmadığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar dosyadaki iki adet sosyal güvence sigorta poliçe başlıklı poliçenin hayat sigortasına yönelik bir düzenlemeyi içermesi nedeniyle HUMK. nun 19/f 1. maddesi hükmü gözetilerek davaya bakmaya Elmadağ Mahkemesi'nin yetkili olduğu düşünülür ise de, gerek davacının davadaki istemine gerekse davalının yukarıda bahsedilen yazısına göre mevcut bir sigorta akünden kaynaklanan bir uyuşmazlığın varlığından bahsedilmesi mümkün bulunmayıp, genel hükümlere göre açılmış bir menfi tesbit ve istirdat davasının söz konusu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda yetkili mahkemenin yukarıda anılan hükme göre değil de, davalının yetki itirazında belirttiği gibi HUMK. nun 9 ncu maddesinde düzenlenen genel yetki kuralı uyarınca belirlenmesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin tarafların iddia ve savunmasını yorumda hataya düşerek verdiği direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 08.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy