(6762 S. K. m. 588, 688) (2004 S. K. m. 170)
Dava: Taraflar arasındaki "takibe itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 11. İcra Hakimliği'nce davanın reddine dair verilen 27.1.2000 gün ve 1999/781 E-2000/31 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 28.3.2000 gün ve 2000/3910-4676 sayılı ilamı ile;
(...Takip dayanağı bonoda tanzim tarihi 26.8.1999, vade tarihi 3.9.1999 ve rakamla bedeli 3.900.000.000 TL olarak gösterilmiş olup, borçlunun itiraz ettiği senedin tahsile konulmasını şarta bağlayan sözleşmede de aynı tarihler ve bedel belirtilmiştir. Borçlu daha fazla bedeli içeren bononun rakamla yazılan kısmına karşı çıkmadığına göre farklı bedeller bulunduğu takdirde yazıya itibar edileceğine ilişkin TTK'nun 588. maddesinin olayda uygulama yeri yoktur. Alacaklının senedin yazı ile yazılan kısmına itibar ederek alacak talebinde bulunması da 26.8.1999 tarihli sözleşmede açıkça takip dayanağı senede atıf bulunduğundan duruma etkili değildir. Kaldı ki alacaklı varlığını ileri sürdüğü 3.900.000.000 TL'lik başka bir senet olduğu hususunu da kanıtlamamıştır. Sözleşme içeriğine göre bononun tahsili yargılamayı gerektirdiğinden kambiyo senetlerine mahsus yolla takip yapılamaz. Borçlu itirazının kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 29.11.2000 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibine konulan bononun TTK'nun 688. maddesindeki unsurları taşıdığı konusunda Özel daire ile Tetkik Mercii Hakimliği arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Davacı senet keşidecisi, Tetkik Mercii'nden alınan bononun harici senetle şarta bağlanması nedeniyle bono niteliği taşımadığı ve bu sebeple de kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibine konulamayacağını ileri sürerek takibin iptalini istemiş bulunmaktadır.Davacının dayandığı haricen düzenlenmiş senette yer alan bononun dava konusu senet olduğu, davalı alacaklı tarafından kabul edilmediğine göre, bu bononun, dayanılan sözleşmedeki senet olup olmadığı uyuşmazlık konusu olduğu gibi, bononun karşılıksız kalıp kalmadığı da taraflar arasında çekişmelidir. Takip konusu senet bono vasfını taşıdığına göre bu yolla takibe konulması doğru olup, buna karşı davalı borçlu karşılıksız iddiasını ancak genel hükümlere göre mahkemede açacağı bir menfi tespit davası ile çözüme kavuşturulabilir. Nitekim, Özel Daire bozma kararında da ilke olarak uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği kabul edilmiştir. Bu durum karşısında, Özel Daire'nin dava konusu senedin bono vasfını kaybettiği düşüncesine dayalı görüşünü benimseyen Sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyor ve İcra Tetkik Mercii'nin direnme kararını sonucu itibarıyla doğru bulmakla, onanması düşüncesinde olduğumuzdan karşı oy kullanmış bulunuyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy