(818 S. K. m. 83)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 24.11.1998 gün ve 1997/330 E - 1998/787 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 21.6.1999 gün ve 1999/4661-5008 sayılı ilamı ile; (...Davacı, 1.6.1995 tarihli "Borç ve Nemalandırma Senedi" isimli sözleşme gereğince davalıdan 2035 DM alacağı bulunduğunu, paranın iade edilmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalının itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek 2035 DM alacağın karar tarihindeki döviz kuru üzerinden davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece 160.000.000 TL alacağın davalıdan tahsiline, davacının karar tarihindeki kur üzerindeki talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya ödünç olarak verdiği 2035 DM'nin karar tarihindeki Türk Lirası karşılığının ödetilmesini istemiştir.
Borçlar Kanunu'nun 3678 sayılı yasa ile değişik 83. maddesi hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde, alacaklı bu borcu vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk Parası ile ödemesini isteyebilir. Yasanın bu hükmüne göre alacaklı alacağının vade tarihi veya fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığını isteyebilir. Davacı anlaşmada belirli bir vade bulunmadığından karar tarihi itibarıyla Türk Lirası karşılığını talep etmiş ve tercihini bu şekilde kullanmıştır. Bu talep mahkemece nihai olarak karar verildiği tarih itibarıyla Türk Lirası karşılığının ödetilmesi anlamındadır. Dava dilekçesinde gösterilen değer, harca esas olan değer olup, talep edilen mitarı göstermez. Mahkemece bu yön gözetilmeksizin dava tarihindeki Türk Lirası karşılığının hüküm altına alınması usule ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşımlıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HuMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halind etemyiz peşin harcının geri verilmesine 23.2.2000 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy