(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 285) (YHGK. 14.02.2001 T. 2001/13-183 E. 2001/153 K.)
Dava: Taraflar arasındaki "itirazın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 27.3.2000 gün ve 177-254 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 15.5.2000 gün ve 4418-4683 sayılı ilamıyla; (...Davacı, davalının mahkeme kanalıyla yaptırdığı tespitle bilirkişi olarak görev yaptığını ancak ücretin çok az olması nedeniyle 600.000.000 TL ek bilirkişi ücreti talep ettiğini talebinin 3.1.2000 tarihli hakim kararı ile de kabul edildiğini, davalının ise bilirkişi raporunu dosyadan almadığını ücreti de yatırmadığını belirterek bilirkişi ücretinin tahsili için başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptalini %40 inkâr tazminatının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davacı bilirkişinin keşif sırasında tespit edilen ücret ile işin yapılmasının imkânsız olduğunu belirtmediğini, yapılması gereken işin sonradan ortaya çıkmadığını, tespit tutanağında da ek ücretle ilgili herhangi bir talep ve kararın bulunmadığını öne sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
İcra takibine dayanak belge mahkeme kararı niteliğinde değildir. Yalın hakim imzasını taşıyan bir belgedir. O nedenle dayanak belgenin bir mahkeme kararı olduğunun kabulüne hukuken olanak yoktur. Delil tespitinde mahkeme bilirkişi düşüncesine başvurulacak ise bilirkişiye takdir edilen ücret veya ödemesi gereken avans ücret mahkemece saptanır ve tespit isteyen tarafından saptanan bu ücret mahkeme veznesine makbuz karşılığı yatırılır. Böylece tespit isteyen kişi tespit giderinin ne miktara ulaştığını işin başlangıcında bilir. Sonradan bir rakam yazılarak tespit isteyenin borçlu duruma düşürülmesi usulen mümkün değildir. Öte yandan tespit sırasında bilirkişiye tespit dilekçesini verilmiş, yapacağı işler anlaşılmış olmasına ve bilirkişinin mesleği gereği yapacağı işin ne nispette emek ve masrafı gerektirdiğini bilmesinin gerekçesine göre mahkemece önceden tespit edilen ücretin yeterli olmadığını belirterek, mahkemeden ek ücret talep etmesi bu talebinin mahkemece kabulü halinde de bunun tespit isteyen huzurunda tespit tutanağına mahkemece bir karar şeklinde yapılması gerekir. Oysaki mahkemenin tespit tutanağında bu yönde verilmiş bir karar da yoktur. Böyle olunca da davacının alacağının hukuken var olduğunun kabulü de mümkün değildir. Mahkemece, usulüne uygun olarak verilmiş bir mahkeme kararının bulunmadığı gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
1- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle HUMK'nun 285. maddesinde "Ehlivukuf ücretinin hakim tarafından takdir edileceğinin" belirtilmiş olup anılan takdir hakkının hakim tarafından kullanılmasının herhangi bir şekil şartına bağlanmamış bulunmasına yine anılan yasanın 414-420 maddelerindeki yükümlülüklerde değerlendirildiğinde yerel mahkemenin direnme kararı yerinde görülmesine göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
2- Her ne kadar mahkemece icra inkâr tazminatına hükmedilmiş ise de bilirkişi ücretinin arttırılmasına ilişkin hakimin takdirini gösteren belge ve artırım olgusu davalıya bildirilmemiştir. Davanın kendine özgü durumu da gözetildiğinde mahkemece icra inkâr tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: 1- 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,
2- 2. bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 20.12.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy