(4077 S. K. m. 8, 9)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak-senet iadesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 24.4.1998 gün ve 1997/991 E- 1998/628 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 8.2.1999 gün ve 1999/2-587 sayılı ilaını ile; ( ...Davacılar, davalı ile devre tatil sözleşmesi yaptıklarını sözleşmeden caydıklarını öne sürerek, 1692 doların ve ödenmeyen 14 adet senedin iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasında düzenlenen sözleşme ile yapılan satış davacı tarafın iddia ettiği ve davalı tarafrn karşı koymadığı şekilde, davalı elemanlarının daveti üzerine davacının katıldığı toplantıda yapılmıştır. Bu şekliyle satış, 4077 Sayılı Tüketiciyi Koruma Kanunu kapsamında kalan ve aynı kanunun 8. maddesinde belirtilen kapıdan satıştır. Bu tür satışlarda alıcı, yedi günlük tecrübe ve muayene süresi sonuna kadar malı kabul veya hiçbir gerekçe göstermeden reddetmekte serbesttir. Yine aynı kanunun 9. maddesi hükmüne göre, kapıdan satışlarda satıcı hazırladığı sözleşme, fatura veya tesellüm makbuzu ile birlikte, en az 12 punto siyah koyu harflerle yazılmış, alıcıya hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin ve hiçbir gerekçe göstermeksizin satımdan cayma hakkının olduğunu belirten belgeyi, imza karşılığı vermek zorundadır.
Dava konusu sözleşme, 4077 sayılı kanunun 9. maddesinde belirtilen şekilde düzenlenmemiş ve davacı tüketicilerin haklarını belirten belge, davacılara verilmemiştir. Bu şekilde eksik düzenlenen sözleşmelerden alıcı 7 günlük süre ile bağlı olmaksızın her zaman dönebilir. Davacılar sözleşmeden döndüğüne göre, davacının ödediği paranın ve henüz ödenmeyen senetlerin iadesi gerekir.
Davacının 18 adet senetten 4 tanesini ödemiş olması davacıların sözleşmeyi benimsediği anlamına gelmeyeceği gibi sözleşmeyi geçerli hale de getirmez. Olayda MK.'nun 2. maddesinin uygulanmasını gerektiren koşullar da yoktur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddedilmesi bozma nedenidir.
2- 4077 sayılı tüketicinin korunması hakkındaki kanunun 23. maddesinin 3. fıkrasında tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve bakanlıkça açılacak davaların her türlü resim ve harçtan muaf olduğu belirtilmiştir. Bu hüküm tüketicilerin ve tüketici örgütlerinin kolaylıkla dava açmalarını sağlama amacına yönelik olup, bu nedenle dava açarken bunlar harçtan sorumlu tutulmamışlardır. Mal ve hizmet sunan satıcıların harçtan sorumlu tutulmasına ilişkin yasada bir hüküm yoktur. Dava sonunda, dava kabul edildiği takdirde davanın değerine göre, davalının harçtan sorumlu tutulması hükmü temyiz ettiklerinde de bunlardan temyiz harcının alınması, harçlar kanununun amir hükümleri gereğidir. Davanın reddi halinde ise, davacılar harçtan muaf oldukları için bunlardan harç alınmaması gerekir.
Mahkemece bu yönler gözetilmeden davacılardan dava açarken ve temyiz sırasında harç alınması bozma nedenidir. Davacılardan alınan harcın bu nedenle iadesi gerekir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 13. Dairesinin 8.2.1999 gün ve 1999/2-587 sayılı ilamında ayn ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özellikle 14.9.1996 tarihli "100 yıllık Uluslararası Devre Tatil Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin bir tatil sitesinin yüzyıl süreyle belirli devrelerde heryıl kullanma ve yararlanma hakkının satımına ilişkin bulunmasına, bu niteliği itibariyle 4077 sayıli Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında bir sözleşme olduğunun kabulünün gerekmesine, dosya içinde mevcut büroşürden de satımının anılan Yasa'nın 8. maddesinde tanımlanan ve tebliğ ile açıklanan şekilde kapıdan satış olarak yapıldığının anlaşılmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykındır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcımn geri verilmesine 31.5.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Muhalefet Şerhi
4077 sayılı kanunun 8. maddesinde bu kanun kapsamında mütalaa edilecek akitler tarif edilmiştir. Burada belirlenen unsurların başında aktin "işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanlan dışında" yapılmış olması gelmektedir. İkinci unsur aktin "önceden mutabakat alınmaksızın" yapılmasıdır. Üçüncü unsur sözleşmede söz konusu alımın değerinin "1.000.000 Türk Lirasını" aşması olup, dördüncü unsur "tecrübe ve muayene koşullu satış" olmasıdır.
Gerek dava dilekçesinde, gerekse cevap ve dosya arasında bulunan kayıt ve belgelerden aktin nerede yapıldığı, önceden bir mutabakatın olup olmadığı, tecrübe ve muayene koşullarının bulunup bulunmadığı yönünde açıklama yoktur.
Hakim her zaman "müphem ve mütenakız gördüğü iddia veya belgeler hakkında izahat isteyebilir... Kendilerini istima ve lazım olan delillerin ibraz ve ikamesini emredebilir" ( HUMK. 75 ).
Şu halde 4077 sayılı kanunun yukarıda açıklanan 8/1. maddesi çerçevesinde taraflardan izahat. ve gerekir ise, yeni delil sorulup sonucu uyarınca karar verilmek gerekir.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy