(1086 SK m 1, 427) (6831 sk m.2) (2924 sk m.11) (3402 S. K. m. 22)
Dava: Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Mersin kadastro Mahkemesi'nce tutanağın iptali ve görevsizliğine dair verilen 6.10.1998 gün ve 1997/69 E-1998-357 K. sayılı kararın incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 11.3.1999 gün ve 1999/993-794 sayılı ilamı ile (...Kadastro sırasında 3499 parsel sayılı 7973, 83 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 1979 yılında yapılan orman kadastrosuna bazı şahısların itirazları üzerine kesinleşmeyen ve Kadastro çalışmaları sırasında esas alınan orman sınırına göre orman olarak tapulama harici bırakılan yerde kaldığı, 1988-1990 yıllarında 2/B maddesi uyarınca yapılan çalışmalar sonucu orman sınırları dışında bırakıldığı ve vergi kaydı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile M.M.'un tasarrufunda bulunduğunun belirlenmesi nedeniyle adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, nizalı taşınmazın ormandan açma ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğuna, özel mülkiyete konu olamayacağına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda dava konusu 3499 parsele ait kadastro tutanağının iptaline, bu taşınmaza yönelik Hazine tarafından açılan davaya bakmakta mahkemenin görevsizliğine, dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine, talep halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Mersin Asliye Hukuk Mahkemesine tevdiine karar verilmiş: hüküm, davalılardan N.M. ve N.T. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan işlemin ikinci kadastro olarak kabulü ile tutanağın iptaline karar verilmiş ise de mahkemenin kabulü dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastrosu ve buna bağlı olarak tespitten önce 6831 sayılı orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca uygulama yapıldığı anlaşılmaktadır. 2924 sayılı Orman Kanunu'nun değişik 11/3. maddesi gereğince, orman dışına çıkarılan yerlerin öncelikle kadastrosunun yapılması gereklidir. Bu kadastronun ikinci kadastro olarak nitelendirilmesi doğru değildir. Öte yandan, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2. maddesi uyarınca tespit dışı bırakılan kamu kurum ve kuruluşlarına ait yerlerin de kadastrosunun yapılması mümkündür. Bu şekilde yapılan kadastro da ikinci kadastro olarak nitelendirilemez. Hal böyle olunca, işin esasına girilerek taşınmazın öncesinin orman veya orman toprağı olup olmadığı, 1981 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında hangi nedenle tespit dışı kaldığı araştırılarak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz edenler: 1- Bir kısım davalılar vekili, 2- Hazine vekili.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerik direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: 1- Önceki hükmü temyiz etmeyen Hazine yönünden karar kesinleştiğinden ve temyize hakkı bulunmadığından Hazine vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Bir kısım davalılar vekilinin temyizine gelince;
Yerel mahkeme ile özel daire arasındaki uyuşmazlık, yapılan işlemin ikinci kadastro niteliğinde olup olmadığı konusundadır. Taşınmazın bulunduğu bölgede 1979 yılında orman kadastrosu yapıldığı veçekişmeli parselin orman tahdit sınırları içine alındığı, askı ilanı sırasında ilgililer tarafından yapılan itiraz nedeniyle orman tahdidinin kesinleşmediği, tahdit tarihinden sonra 1981 ve 1985 yıllarında bölgede arazi kadastrosu çalışmaları yapıldığı, orman kadastrosu tarafından belirlenen sınırlara uyulması nedeniyle dava konusu parselle ilgili herhangi bir işlem yapılmadığı belirlenmiştir.
Taşınmazın bulunduğu bölgede orman tahdidine yapılan itirazlar ile birlikte 6831 sayılı Orman Kanunu'nun değişik 2/B maddesi uyarınca 50 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından çalışma yapılmış ve bu taşınmaz orman dışında bırakılmış ve orman tahdit komisyonu kararı 1990 yılında kesinleşmiştir. Mersin Kadastro Müdürlüğü'nün yazıları ile 50 numaralı Orman Kadastro Komisyonu Başkanlığı'nın yazıları bu hususu ve tutanağın edinme sebebi sütunundaki bilgileri açıkça doğrulamaktadır. Esasen mahkemenin kabulü de doğrultudadır. Arazi kadastrosu sırasında taşınmazın niteliği tartışılmamış, orman sınırına uyulmuş olması nedeniyle taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmemiştir. Kadastronun temel amacı, eski tapu kayıtlarını yenilemek ve tapusuz taşınmazlar hakkında sicil oluşturmaktır. 2924 sayılı orman köylülerinin kalkınmasına ilişkin kanunun değişik 11/3. maddesi uyarınca bölgede tahdide itirazla birlikte 6831 sayılı orman Kanunu'nun 2/B maddesi gereğince orman dışına çıkarma işleminin birlikte yapılmış olması nedeniyle yapılan kadastro işlemi ikinci kadastro olarak kabul edilemez. Kadastro sırasında taşınmazın Hazine veya başka kişiler adına tespit edilmiş olması da bu olguyu değişteremez. Zira, yargılama sonunda hakim gerçek durumu belirleyerek tescile karar vermekle yükümlüdür. Bu itibarla işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm delilleri toplanarak ve birlikte değerlendirilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Bu nedenlerle Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan direnme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 1- Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle Hazine vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2- Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının, bir kısım davalılar vekiline geri verilmesine 08.03.2000 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy