(743 S. K. m. 581, 629, 630)
Taraflar arasındaki kayyımlık kararının kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 6. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 22/06/2000 gün ve 1996/289 E- 1999/268 K. sayılı kararın incelenmesi kayyım İstanbul Defterdarlığı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17/11/2000 gün ve 1999/10353-12400 sayılı ilamı ile;
(...Dava, 570 ada, 2 parsel sayılı taşınmazın idaresiyle ilgili olarak verilmiş bulunan kayyımlık kararının kaldırılması isteğine ilişkindir.
Taşınmaz; 25.02.1952 tarihinde kadastro tespiti ile Abdullah oğlu Ali adına kayıtlıdır.
Tapu malikinin mirasçısı (torunu) olduğunu bildiren davacı H. Demirkaya tarafından açılmıştır. Davacı tarafından Maliye Hazinesine izafeten İstanbul Muhakemat Müdürlüğü hasım gösterilerek alınan ve Yargıtay'dan geçmek suretiyle 23.10.1998 tarihinde kesinleşen İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 15.04.1998 tarihli 1997/1223 E. 1998/448 K. sayılı veraset ilamında; ... davacının murisi Abdullah ve Emine'den olma 1278 doğumlu Ali'nin 09/07/1930 da dul olarak öldüğü, geriye mirasçısı olarak kızı (davacının annesi) S. Demirkay'ı ve oğlu H. Oktay'ı bıraktığı, bunların da 1985 ve 1953 de ölümleri ile altsoylarının mirasçı olarak kaldığı belirtilmektedir.
Hazine hasım gösterilerek alınan bu veraset ilamına, kayyım vekili karşı çıkmamıştır.
Taşınmazın maliki Abdullah oğlu Ali'nin tapudan kimlik bilgileri sorulmadığı gibi, kadastro tutanağı da getirtilmediği için malik Abdullah oğlu Ali ile davacının murisi Abdullah oğlu 1278 doğumlu 1930 da vefat eden Ali'nin aynı kişi olup olmadığı belirlenmemiştir.
Bu yön gözetilmeden eksik tahkikatla hüküm tesisi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Kayyım İst. Defterdarlığı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ayrıca, muris'in ölüm günü 1930 olup terekesi iştirak halindedir. İştirak halindeki mülkiyete iştirak halindeki maliklerinden birisinin hakka etkin davayı tek başına açıp takip etmesi olanaksızdır. Dava şartı olan bu hususun yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulması gerekir. O halde, tüm varislerin davaya muvafakatlarının sağlanması veya MK. nun 581. maddesine göre miras şirketine mümessil tayin edilerek onun huzuru ile davaya devam olunması zorunludur. O halde; Açıklanan nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Kayyım İstanbul Defterdarlığı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy