(743 S. K. m. 134)
Dava: Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 10.12.1998 gün ve 1998/426-775 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 4.6.1999 gün ve 5913-6296 sayılı ilamı ile; ( ...1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre eşyadan dolayı tazminata ilişkin temyiz itirazları yersizdir.
2- Ankara'da geçen olaylardan sonra davacı davalıyla İstanbul'a birlikte gitmişlerdir. Bu durumda önceki olaylar hoşgörü ile karşılanmış sayılacağından boşanmaya esas olamaz. Telefonda davacıya karşı söylenen ve hakaret teşkil eden sözün, davalıya ait olduğunun kesin teşhisi de mümkün bulunmamaktadır.
Medeni Kanunun 134/1-2. maddesi uyarınca; Boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, müşterek hayalı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı da Medeni Kanunun 134/1 maddesinde yer alan ( emelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlardır. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Toplanan delillerimden; kocanın evlilikten önce tanıdığı kadınla olan ilişkisini devam ettirdiği, bu durumu kendisine ileten kayınbiraderine ( ilişkisini kesemeyeceğini ) ifade etliği, daha sonra da bankadaki işinden ayrılarak İstanbul'a gittiği, eşine ve çocuklarına bakmadığı, ilgisiz kaldığı, evin kirasını da ödememesi sebebiyle kadının ( davalının ) eşyalarını alarak ailesinin yanma sığındığı anlaşılmaktadır.
Davacının tanıkları, kadının hakaret içeren sözlerini doğrudan duymamışlardır. Telefonla konuşurken işittiklerini ifade etmişlerdir. Telefonda konuşan kişinin davalı olduğu şüphelidir, Bu itibarla da ciddi bulunmamıştır. Kaldı ki evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan hadiselerde kocanın, kusuru ağırdır. Buna rağmen davalı evlilik birliğini devam ettirmeyi istemektedir. Önceki davasında feragat etmesinin sebebi de budur. Boşanmaya karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması olarakda kabul edilemez. ( MK m. 134/2 ) Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı, HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 12.4.2000 gününde, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy