(3402 S. K. m. 11, 12, 26) (766 S. K. m. 56)
Dava: Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mudanya Kadastro Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 17.9.1998 gün ve 1996/5 E - 1998/17 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21.6.1999 gün ve 1999/5942-6156 sayılı ilamı ile; ( ...Davacı gerçek kişi, Mudanya İlçesi, I. Köyünde yer alan 849 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine itiraz etmiş, mahkeme davayı kabul etmiş, hüküm davalılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli 849 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanağı 30.12.1987 tarihi ile 28.1.1988 tarihleri arasında askı suretiyle ilan edilmiş, davacı ise, 12.2.1996 tarihinde eldeki davayı açmıştır. Dava, Kadastro Yasasının 11/1. maddesi hükmünce yapılan 30 günlük askı ilan süresi içinde açılmamıştır. Bu durumda, Kadastro Yasa'sının 12/1. maddesi uyarınca kadastro tutanağına ilişkin sınırlandırma veya tespitler kesinleşmiş olacağından, aynı Yasa'nın 26/B maddesi gereğince davanın kadastro mahkemesinin görevi dışında olup, genel mahkemede görülmesi zorunludur. Mahkemece, görev yönü gözönünde tutulmaksızın işin esasına girilerek, esasa ilişkin hüküm oluşturulması usul ve yasaya aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava kadastro tespitine itiraz davasıdır.
Özel daire ile mahkeme arasındaki uyuşmazlık, davanın süresinde açılıp açılmadığı konusundadır. Daha önce "tapulama işlerinde neseben ve sebeben usul ve furu, ikinci dereceye kadar ( bu derece dahil ) neseben ve sebeben civar hısımları, karı, koca dahi tevkil edilebilir" hükmünü taşıyan 766 Sayılı Yasa'nın 56. maddesi yürürlükte iken, 10.10.1987 tarihinde 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 31/1. maddesi ile "...kadastro işlerinde karı ve koca birbirlerini vekil tayin edebilirler" hükmü yürürlüğe girmiştir. Aynı yasanın geçici 4/2. maddesinde "Bu kanunun yürürlüğünden önce düzenlenmiş tapulama tutanakları... geçerliliklerini korurlar. Bunlara süresi içinde itiraz durumunda, bu Kanun hükümleri uygulanır" hükmü getirilmiştir.
Şu hale göre; kadastro tutanağı 766 Sayılı Yasa döneminde düzenlenmiş, itiraz 3402 sayılı Yasa'nın yürürlüğü sırasında yapılmışsa 3402 sayılı Yasa hükümleri uygulanacaktır. 3402 sayılı yasada annenin oğlunu vekil tayin edeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı bir yana, somut olayda dosya içinde bu konuda herhangi bir bilgi, belge ve iddia da bulunmamaktadır. Vekil olmayan yetkisiz kişinin yaptığı itiraz geçersiz olacağından bu tür itirazın, tutanağın kesinleşmesini önlemeyeceği de kuşkusuzdur. Kadastro komisyonları kesinleşen tespit tutanağını inceleyip karar veremez. Her nasılsa kesinleşen tutanak hakkında böyle bir karar verilmişse yok hükmündedir.
Somut olaya gelince; çekişmeli 849 numaralı parsel 1986 yılında 766 sayılı yasanın yürürlüğü sırasında çamlık niteliğiyle Maliye Hazinesi adına tespit edilmiş, tespit tutanağı 3402 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra 30.12.1987-28.1.1988 tarihleri arasında askı ilanına çıkarılması üzerine Ekrem "kendisi adına tespit gören 512 numaralı parselin bitişiğinde orman olan 849 numaralı parselin, annesi Kaya adına tespit edilmesi" isteği ile 11.1.1988 tarihli dilekçe ile itiraz etmiştir. Kadastro komisyonunca itirazın reddine ilişkin verdiği 6.3.1995 tarihli karar, Ekrem'e 12.1.1996 tarihinde tebliğ edilmiş, anne Kaya 12.2.1996 tarihli dava dilekçesi ile taşınmazın adına tescil isteğiyle temyize konu davayı açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün, Hazine ve Orman Genel Müdürlüğü tarafından temyizi üzerine Özel Dairece, "davanın 3402 sayılı Yasanın 11/1 ve 26/B maddesi hükmüne göre 30 günlük askı ilan süresi içinde açılmaması nedeniyle tespitin kesinleştiği, bu nedenle davaya bakma görevinin aynı yasanın 12/3 maddesi gereğince genel mahkemelere ait olacağı" gerekçesiyle bozulmuştur. Ne var ki, 3402 sayılı yasanın geçici 5. maddesinde "bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce 766 ve 2613 sayılı kanun hükümlerine göre kurulmuş komisyonlara intikal etmiş veya edecek itirazlar bu komisyonlarda bu kanun hükümlerine göre sonuçlandırılır. Tebligat ve ilanlar 766 ve 2613 sayılı kanun hükümlerine göre yapılır" denilmektedir. Madde hükmünden .766 sayılı yasanın yürürlüğü zamanında düzenlenen tutanaklara 3402 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra itiraz edilmesi ve karar verilmesi halinde komisyon karan sonucu ilgilisine askı ilanı yolu ile değil, tebligat yasası hükümlerine göre tebliğ edileceğinden, komisyon kararı aleyhine olan taraf 766 sayılı yasa döneminde olduğu gibi yine tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde kadastro mahkemesinde dava açacaktır. Somut olayda tutanağa yetkili kişi itiraz etmiş olsa idi, mahkemenin direnme gerekçesi yerinde olacaktı. Ancak, açıklandığı gibi, tutanağa askı ilan süresinde yetkisiz kişi itiraz etmiş olduğundan, 3402 sayılı yasanın 12/1. maddesi hükmü uyarınca tutanak 30 günlük askı ilan süresi sonunda (somut olayda 28.1.1988 günü mesai saati bitiminde) ve dava tarihinde itirazsız olarak kesinleşmiştir. Kadastro komisyonunun kesinleşen tutanak hakkında verdiği 6.3.1995 tarih 1 sayılı karar yok hükmündedir. Aynı yasanın 12/3 ve 26. maddelerine göre tespitlerin kesinleşmesinden sonra açılacak davalara bakma görevi Genel Mahkemelere aittir.
Yukarıda açıklanan nedenlere göre özel daire kararına uyulması, gerekirken, direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle, direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının Orman Genel Müdürlüğüne geri verilmesine 14.6.2000 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy