(2926 S. K. m. 20) (1479 S. K. m. 24, 38) (506 S. K. m. 63) (HGK 05.07.2000 T. 2000/21-1091 E. 2000/1102 K.)
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kütahya İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 24.11.1999 gün ve 254-345 sayılı kararın incelenmesi Davalı kurum vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 27.01.2000 gün ve 9443 -324 sayılı ilamiyle;
(...2926 Sayılı Tarım Bağ-Kur Yasasının 20. maddesine göre sözü edilen yasa uyarınca kendisine yaşlılık aylığı bağlanan kişiler bu kanun dışında başka bir sosyal güvenlik kuruluşunda çalışmaya başlamaları halinde yaşlılık aylıklarının kesileceği hükme bağlanmıştır.
Dava konusu olayda davacının tarım bağ-kurlu iken yaşlılık aylığına hak kazandığı ancak aylık almaya devam etmekle birlikte bu kerre 1479 sayılı Yasaya tabi dokuma işinden Bağ-Kur kapsamına tabi olarak kazanç sağladığı saptanmıştır. Şu duruma göre yasanın gösterdiği biçimde yaşlılık aylığının kesildiği ve davacının 1479 sayılı yasanın kapsamına girdiği sabit olmasına karşın Mahkemece 1479 sayılı Yasaca davacının sigortalı kabul edilmediği farz edilerek işlem yapılması usul ve yasaya aykırıdır.
O halde davalının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı kurum vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, nitelikçe zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmadığının tesbiti ile 2926 sayılı yasa uyarınca bağlanan ve zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması nedeniyle kesilen yaşlılık aylığının ödenmesi gerektiğinin saptanması ve Kurum sataşmasının giderilmesi istemine ilişkindir. Davacının, Tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak çalıştığı ve yaşlılık aylığı yönünden anılan Yasanın öngördüğü koşullara sahip olması nedeniyle, davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı, uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, 2926 sayılı Yasa gereğince yaşlılık aylığı almakta olan bir kimsenin zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılıp sayılmayacağı, giderek zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmaması durumunda, yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bu yönü ile davanın yasal dayanağı, belirgin olarak, 2926 sayılı Kanunun 20. ve 1479 sayılı Kanunun 24/II-c maddeleridir. Anılan 20. maddeye göre, yaşlılık aylığı almakta iken, bu Kanun kapsamına tabi çalışanlar hariç, diğer Sosyal Güvenlik Kanunlarına tabi olarak çalışmaya başlayanların, yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren kesilir. 1479 sayılı Yasanın 24/II-c bendine göre de; Kanunla veya Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına prim veya kesenek ödeyenlerle, bu tür kuruluşlardan, malullük veya yaşlılık aylığı ile daimi tam iş göremezlik geliri almakta olanlar, sigortalı sayılamazlar.
Gerçekten, sigortalının yaşlılık aylığının, bir başka sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak çalışmaya başlaması ile kesileceği, 2926 sayılı Yasanın 20. maddesinin açık hükmü gereğidir. Ne var ki, sigortalının, yaşlılık aylığının kesilmesi için; başka sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak çalışması yeterli olmayıp anılan kuruluşlara prim ödemesi ve böylece çalıştığı kurumun sigortalısı olması da gerekmektedir. Başka bir anlatımla, sigortalı, başka sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmasına karşın, sosyal güvenlik kuruluşlarının yasa gereği sigortalı sayılmıyorsa, yaşlılık aylığının kesilmesine yasaca ye hukukça olanak olmadığı tartışmasızdır.
Öte yandan, 1479 sayılı Yasanın 38 ve 506 sayılı Yasanın 63. maddelerinde; yaşlılık aylığı almakta olanların, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışması durumunda, yaşlılık aylıklarının kesileceği ve bu kişilerin çalıştıkları kurumca sigortalı sayılacağı ve ödedikleri primlerin işten ayrılmalarından sonra, yaşlılık aylığının arttırımın da kullanılacağı açıkça vurgulanmıştır.
Şu duruma göre, sigortalının, yaşlılık aylığının kesilmesi; başka sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak çalışmaya başlaması ile değil, sosyal güvenlik kurumlarına prim ve kesenek ödemeleri durumunda söz konusu olduğu açık-seçiktir.
Somut olayda, yaşlılık aylığı almakta bulunan Tarım Bağ-Kur sigortalısı 1479 sayılı Yasaya tabi olarak çalışmakta ise de, aynı yasanın 24/II-c maddesi gereğince zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmasına olanak olmadığından, giderek 1479 sayılı Yasaya tabi olarak prim ödemesi mümkün bulunmadığından, yaşlılık aylığının kesilmesine olanak olmadığı söz götürmez. Tersinin kabulü, İş ve Sosyal Güvenlik Yasalarında öngörülen hükümlerin, sigortalılar lehine yorumlanmasına ilişkin temel hukuk ilkesine uygun düşmeyeceği hukuksal gerçeği de ortadadır. Aynı ilke Hukuk Genel Kurulu'nun 05.07.2000 tarih ve 2000/21-1091-1102 sayılı kararı ile 12/04/2000 tarih ve 2000/21-723 2000/751 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gerekir.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 1479 sayılı Bağ-Kur Kanununu değiştiren 3165 sayılı Kanun gereğince kurumdan harç alınmasına gerek olmadığına 20.09.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy