(506 S. K. m. 79)
Dava: Taraflar arasındaki "hizmet suresinin tespiti" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda. Burhaniye Asliye Hukuk ( İş ) Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 23.2.1999 gün ve 1998/154 E-1999//56 K. sayılı kararın incelenmesi davalı S.S.K. vekili taralından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 10/06/1999 gün ve 1999/3869-4099 sayılı ilamıyla; ( ...506 sayılı Kanunun 79/8 maddesi hükmünce Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenilen hizmetin sona erdiği tarihi izleyen yılın sonundan başlayarak ( 5 ) yıl içerisinde açılması gerekir.
Davacının tespitini istediği çalışmaların 25/01/1991-01/01/1992 tarihleri arasında geçtiği, mahkemeye 12.4.1998 tarihinde başvurulduğu hizmetin geçtiği yılın sonu olan 31.12.1992 tarihinden, dava tarihine kadar hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçtiği, dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Öte yandan davacının aynı işyerinde bu tarihten sonra çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü sure içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü surenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular nazara alınarak, davanın hak düşürücü sure nedeniyle reddi gerekirken yapılı hiçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
O halde. davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki katarda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 506 sayılı Kanunun 79. maddesine dayalı hizmet tespiti isteğine ilişkindir.
Davacı davalı işveren yanında 25.1.1992 tarihinde işe girdiği halde S.S.Kurumuna 1.1.1992 tarihinde işe girmiş gibi bildirimde bulunulduğunu, eksik bildirilen sürede davalı işveren yanında çalıştığının tespitini istemiştir. Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Özel Daire; Hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle mahkeme kararını bozmuş mahkemece önceki karada direnilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, davacının kır bekçisi olarak işveren yanında 1.2.1991 ve 31.12.1991 tarihleri arasında bilfiil çalıştığına ilişkin ücret bordrolarının varlığının ve bu bordrolardan sigorta primi kesintilerinin yapıldığının anlaşıldığına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalı S.S.K vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA 4792 sayılı S.S.K kanunun 2868 sayılı Yasa ile değişik 24/C maddesi uyarınca kurumdan harç alınmasına mahal olmadığına 9.2.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy