(2829 S.K. m. 8)
Dava: Taraflar arasındaki "tespit" davasından dolayı yapıla yargılama sonunda; İstanbul 1. İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 25.2.1999 gün ve 1998/1083 E-1999/79 K. sayılı kararın incelenmes idavalı SSK vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 29.6.1999 gün ve 1999/4964-5308 sayılı ilamı ile; (...Mahkemece, davacının Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan yaşlılık ayılğı bağlanması gerektiğine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2829 sayılı hizmet birleştirme yasasının 8. maddesi hükmüne göre birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden ilgiliye yaşlılık aylığı bağlanması durumunda son 7 yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca yaşlılık aylığı bağlanması öngörülmüştür. Dava konusu olayda davacının geriye doğru 7 yıllık hizmet süresi içerisinde SSK'ya 1112 gün olup bağ-Kur'daki süre daha fazla bulunmaktadır. Şu duruma göre davacıya 1.5.1998 tarihi itibarıyla Bağ-Kur'dan maaş bağlanması gerekirken SSK'den aylık bağlanması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, Bağ-Kur sigortalılığının bitim tarihinin, SSK, sigortalılığının başlama tarihi ve geçerli olduğunun ve davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık davacının son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde hangi davalı kurumdaki fiili çalışma süresinin daha fazla olduğu, buna bağlı olarak davacıya hangi sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılılık aylığı bağlanması gerektiği noktasında toplanmaktadır. Dosyadaki mevcut belge ve bilgisayar dökümlerinde davacının SSK'ya tabi fiili çalışma süreleri farklı olarak belirtilmiştir. O nedenle hükme yeterli bulunmamaktadır. Bu durumda davacıya ait SSK şahsı sicil dosyasında mevcut dört aylık prim bordrolarının 1992 tarihinden sonrakilerin getirilmesi 1992 yılından sonra SSK'ya tabi fiili çalışma süresinin kesin olarak saptanması suretiyle varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı SSK. Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 14.6.2000 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy