(818 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Akhisar Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın yetki yönünden reddine dair verilen 7.4.1999 gün ve 1999/254-420 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 5.7.1999 gün ve 1999/7050-7341 sayılı ilamı ile; (...Dava, borç olarak verilen paranın tahsili isteğine ilişkindir.
Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda, sözleşmenin yerine getirileceği (icra ifa edileceği) yer mahkemesinde de dava açılabilir. (HUMK. madde 10) Tarafların sözleşmenin yerine getirileceği yer hakkındaki açık veya zımni isteğinin anlaşılamadığı hallerde, sözleşmenin yerine getirileceği yer Borçlar Kanunu 73. madde 1. f.'ye göre belirlenir. Buna göre alacağın ödeme yeri kararlaştırılmamış ise alacaklının ikâmet ettiği yerde ödenmesi gerekir.
Bu durumda alacaklı davacının, ikâmet ettiği yer mahkemesinde alacak davası açmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur.
O halde mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken bazı yazılı gerekçelerle yetkisizlik kararı verilmesi doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 5.7.1999 gün ve 1999/7050-7341 sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özellikle davacının ödünç sözleşmesine dayanmasına, yetki uyuşmazlığının çözümlenmesinde ayrıca ödünç sözleşmesini kanıtlar nitelikte yazılı bir belge aranmasına gerek bulunmamasına göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 01.03.2000 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy