(743 S. K. m. 653)
Dava: Taraflar arasındaki "suya vaki elatmanın önlenmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ödemiş 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne-karşı davanın reddine dair verilen 23.2.1999 gün ve 1997/300 E-1999/43 K. sayılı kararın incelenmesi davalı-karşı davalı M. K. vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 27.5.1999 gün ve 1999/5302-5483 sayılı ilamı:
(... Davacı Hazine arazisinden çıkan kaynaktan boru ile alıp havuzda biriktirdiği, içme ve kullanma suyu olarak yararlandığı suya, davalının borularını keserek müdahale ettiğini beyanla, davalının müdahalesinin men'ini talep etmiştir.
Davalının açtığı ve bu dosya ile birleştirilen davada davalı: davaya konu suyu 18 yıl önce çıkardığını, asıl davacının kendi hortumunu çıkarıp kestiğini beyanla, suyuna davacının müdahalesinin men'ini istemiştir.
Mahkemece; her iki tarafın kadim hakkının bulunmadığı, davaya konu suyun genel su olduğu, davalının yaptığı ziraatin ekonomik olmadığını, dolayısıyla davalının suya ihtiyacı bulunmadığı belirtilerek davacının davasının kabulü ile davalının suya müdahalesinin men'ine, davalının aynı su ile ilgili açtığı birleşen dosyadaki men'i müdahale davasının reddine karar verilmiştir.
Davaya konu kaynak genel sudur. Genel sulardan herkes ihtiyacı oranında kadim ve öncelik hakkı olanların hakkına tecavüz etmeden yararlanabilir.
Kararın gerekçesinde de belirtildiği gibi davaya konu kaynakta her iki tarafın kadim ve öncelik hakkının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, tarafların başka yararlandıkları sularının da bulunup bulunmadığı araştırılarak, tarafların ihtiyacı olan su miktarı saptanarak, tarafların ihtiyacına göre bir oranlama yapılarak ihtilafı giderici bir su düzeni kurularak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, kabul şekli itibariyle, kabul edilen dava bakımından fazla-ilam harcına, red edilen karşı dava bakımından fazla ücreti vekalete hükmedilmiş olması isabetsizdir. Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı-karşı davacı M. K. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı (BOZULMASINA) 9.2.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy