(506 S. K. m. 128, 134, Geç. m. 20)
Taraflar arasındaki tesbit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 6. Hukuk Mahkemesi'nce görevsizliğe dair verilen 22.4.1999 gün ve 1998/307 E-1999/166 K. sayılı kararın incelenmesi davalı munzam Vakıf vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 20.9.1999 gün ve 1999/5757-7271 sayılı ilamıyla;
(...Davacı, Türk Ticaret Bankası Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardım Sandığı Vakfı aleyhine açtığı bu davada, davalı sandığın yarattığı muarazanın meni ile emeklilik hakkının tanınmasını istemiştir.
Yerel mahkeme Hukuk Genel Kurulu'nun kararından da bahsetmek suretiyle davaya iş mahkemesinde bakılacağı gerekçesi ile görevsizlik kararı vermiştir.
506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 134. maddesi gereği bu kanun uygulamasından doğan davalara İş Mahkemesinde bakılacağı bellidir. Üzerinde durulması gereken husus, davalı vakfın statüsü gereği vakıftan yararlananlarla vakıf arasında çıkacak uyuşmazlıkların halli açısından uyuşmazlığın 506 sayılı Kanundan doğup doğmadığı noktasında toplanmaktadır. Konunun iyi anlaşılması için bu kanunun 128. maddesi ile geçici 20. maddesi hükümlerine dikkat etmek gerekir. 128. maddede sözü geçen sandıkların kurulmuş olanlarının faaliyetlerine devam edebileceği ve bu tür sandıkların yeniden kurulabilecekleri belirtilmiş bulunmaktadır. Bu sandıkların faaliyetlerinin işverenin sigorta bakımından mükellefiyetlerini engellemeyeceği de maddenin ikinci bendinde yazılıdır. Geçici 20.maddede ise; bu maddede belirlenen kuruluşların bu kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç 6 ay içinde statülerinde belli değişiklikleri yaptıkları takdirde, bu teşekküllerin ve sandıkların personeli, iş bu kanun uygulanmasında sigortalı sayılmazlar denilmektedir. Sosyal Sigortalar Kanununun esas düzenlenme amacı hizmet aktine göre çalışanları eksiksiz sosyal güvenceden yararlandırmaktır. Kanun yürürlüğünden sonra kendi amacı doğrultusunda faaliyet gösterecek kuruluşların yeniden kurulmasına izin vermemiş, ancak; daha önce kurulmuş olan ve birer müessese haline gelmiş kuruluşların statülerini bu maddede öngörüldüğü biçimde ıslah etmeleri halinde, onların faaliyetine izin vermiştir. Bu şekilde faaliyetine izin yerilen kuruluşlardan yararlananların sigortalı sayılmayacakları da maddede belirtilmiş bulunmaktadır. Önemle üzerinde durulması gereken nokta, gerek 128.maddede gerekse geçici 20. maddede sözü geçen kuruluşların doğum sebebinin ve statülerinin 506 Sayılı Kanun ile düzenlenmemiş oluşlarıdır. Hatta bu kuruluşların 506 Sayılı Kanundan önce de var olduklarıdır. Bu kuruluşlar başta Dernekler Kanunu olmak üzere genel hükümlere göre kurulan ve faaliyetlerini devam ettiren, mensupları ile münasebetlerinin düzenlenmesinde de genel hükümlerin uygulandığı müesseselerdir. Sosyal Sigortalar Kanunu gereğince ilgililerin sigorta haklarına zarar vermeksizin kurulan ve mensuplarına sigortanın dışında artı menfaat temin eden (128.madde) kuruluşlarla, sigorta yerine geçen ve mensuplarının sigortalı sayılmayacakları özel maddede belirlenmiş kuruluşların (geçici 20.madde) mensupları ile aralarında çıkacak uyuşmazlıklara bu kanunun uygulanmasının anlaşılır sebebi yoktur. 506 sayılı Kanun 128. madde ile yeni bir müessese kurmamış, kurulmuş olan müessesenin yaşamasına imkan vermiştir. Geçici 20.madde ile de keza yeni bir müessese kurmamış, kurulmuş ve faaliyetini devam ettirmekte olan müesseselerin mensuplarının sigortalı sayılmayacaklarını belirlemiştir. Sırf bu belirlemelerin bu kanunda yapılmış olmasını bu müesseselerin bu kanunla kurulmuş müesseseler durumuna getirilmesi için haklı neden yoktur. Bu müesseslerin birer sosyal güvenlik kuruluşları oldukları, sosyal güvenlik alanında iş mahkemelerinin uzman mahkeme oldukları esası da uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde görülmesi için sebep olamaz. Zira; mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir. Bu özellikler içinde uyuşmazlığa Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılması gerekirken iş mahkemesinde bakılacağı gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı Munzam Vakıf vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve Hukuk Genel Kurulu'nun 10.9.1975 gün 1973/4-403 E-947 Karar ve 26.6.1996 gün 1996/10-437 E-512 Karar sayılı ilamları içeriğine göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalı Munzam Vakıf vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20.09.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy