(4721 S. K. m. 732)
Taraflar arasındaki "şufa" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çayeli Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 9.3.1999 gün ve 1994/206 E.- 1999/14 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 28.9.1999 gün ve 6999/7163 sayılı ilamiyle;
(...Dava, şufalı payların iptaliyle davacılar adına tescili istemlerine ilişkindir. Mahkeme, şufalı payların iptaline karar vermiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
1- Dosya kapsamına toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere davalının hak düşürücü süre yönündeki savunmasının ispatlanmamış olmasına, temlik tarihiyle dava tarihi arasında uzunca bir sürenin geçmemiş olması nedeniyle tapuda gösterilen bedellerin esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin süre ve değere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı, 12.05.1994 tarihinde yapılan bu temlikin, satış olmayıp hibe olduğunu savunmuş ve bu savunmasını tanıklarla kanıtlayacağını bildirmiş, mahkemece satıcıyla davalı arasında mirasçılık ilişkisi bulunmadığından bahsedilerek tanıkların dinlenmesine gerek olmadığına, temlikin satış olduğuna karar verilmiştir.
27.03.1957 gün ve 12 esas-2 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında "ortak mülkiyetin paydaşı payını karı ve kocaya, çocuklarına yahut akrabaya temlik ederse, görünüşte satış sözleşmesi yapılsa bile gerçekte miras hukukuyla ilgili amaçların ya da bağışlama gibi düşüncelerin hakim olduğu durumlarda şufa hakkının kullanılamayacağı" belirtilmiştir. Mahkemece bu İçtihadı Birleştirme Kararının sadece miras hukukuyla ilgili olduğu şeklinde yorumlanıp, hibe savunmasının araştırılmaması hatalıdır. Satıcıyla davalının akraba oldukları anlaşıldığına göre, temlikte bağışlama gibi düşüncelerin hakim olup olmadığının tespiti için davalının tanıklarının dinlenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Bu husus nazara alınmadan karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, şufa isteğine ilişkindir.
Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiş, özel daire yukarıda açıklanan nedenle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
L. B. 1200/43128 payını davalıya bizzat satmış olup, bunun gerçek satış olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık; F.. B..’ın davalıya sattığı payla ilgilidir.
F.. B.. 13176/43128 payını vekili davalının babası Y.. S.. B.. aracılığıyla tapuda davalıya satmıştır. Davalı, kendisinin satış yapan F..’nin yeğeni olduğu, akrabalık ilişkisi nedeniyle bunun satış değil bağış olduğu, 27.03.1957 tarih ve 1956/12-1957/2 sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince şufa hakkının kullanılamayacağı savunmasını getirmektedir.
Dosyada bulunan nüfus kaydına göre davalı satış yapan F..’nin halası N..’nin kızı A.’nin eşi H. F.’nin yeğenidir. Bu durumda davada 27.03.1957 tarih ve 1956/12-1957/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri olmadığı gibi davalı tanıklarının dinlenmesine de gerek bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı (10.173.000) lira bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 22.11.2000 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)